İçeriğe geç

Verginin Matrahı, Matrah Türleri, Matrahın Saptanması – Vergi Hukuku

VERGİNİN MATRAHI

ü  Vergi konusunun verginin hesaplanmasında esas alınan değer ya da miktarına denir.
ü  Arapça bir kelimedir. Dilimizde karşılığı olmadığı için aynen bırakılmıştır.
ü  Vergi konusu ile vergi matrahı birbirinden farklıdır.
ü  Ör: Emlak vergisinin konusu bina, arazi ya da arsanın kendisidir. Matrah ise o bina, arazi ya da arsanın vergi değeridir. KDV’de vergi konusu teslim, hizmet ve ithalattır.  Matrah ise teslim ve hizmet işlemlerinde bu işlemlerin karşılığını oluşturan bedeldir.
ü  Mutlaka yasalarda düzenlenmeli ve çerçevesi belirlenmelidir. Bunlar yapılmadan belediye meclislerine yetki verilmesin AYM Anayasaya aykırı bulmaktadır.

MATRAH TÜRLERİ

Spesifik Vergiler: Matrahı sayı, adet, metre, metreküp, litre, kilo gibi fiziksel miktarlarla ifade edilen vergilere spesifik vergiler denir. Günümüzde bu matrahlara çok az yer verilmektedir. (Miktar Esaslı Matrah)
Advalorem Vergiler: Matrahı fiyat, değer, gelir, irat, bedel gibi genellikle para ile ifade edilen vergilere advalorem vergiler adı verilir. Advalorem matrahlar, değer ve fiyat artışlarına göre vergi veriminin kendiliğinden artmasını sağlamaktadırlar. (Değer Esaslı Matrah)

MATRAHIN SAPTANMASINA İLİŞKİN USULLER

1.      Beyan Usulü

ü  Bu usule göre, mükellef ya da vergi sorumlusu vergi matrahını kanunda belirtilen esaslara göre saptayarak vergi dairesine yazılı olarak bildirmektedir. Bu usule mükellefin itirafı da denmektedir. Vergi dairesi sadece beyanname ile bildirilen matrahın doğruluğunu denetler.
ü  Yararı: Mükellef, matrahın tam ve doğru miktarını herkesten iyi bilecek durumdadır.
ü  Sakıncası: Mükellefe oldukça karmaşık ve zor bir görev verilmektedir.
ü  Yöntemin başarısı mükellefin iyi niyetine kalmaktadır. Etkin bir denetimi de zorunlu kılmaktadır.
ü  Vergi sorumluları da kestikleri vergilerle ilgili matrahı beyannamede göstermek durumundadırlar.
ü  Mükellefin beyanı itirafsa sorumlunun ki de tanıklıktır.
ü  Beyan usulü dünyada olduğu gibi Türk Vergi Sisteminde de halen kabul edilen ana usuldür.

2.      Basit Usul

ü  Götürü usulün kaldırılması üzerine onun yerine getirilen bir sistemdir. Bu usulde ticari kazancın saptanmasında mükellefler GVK m.47-48’deki şartları yerine getirmek zorundadır.
ü  Bu usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Tespit edilen kazanç vergi tarhına esas alınır.
ü  Basit usule göre vergilendirilenler, kazanç tespiti ve defter tutma zorunluluğu dışında, ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabidir.
ü  GVK m.46, 47 ve 48 oku ve işaretle.

3.      Karineler Usulü

ü  Mükellefin gelir ya da servetinin ölçüsü olduğu varsayılan bazı dış belirtiler, matrahın saptanmasında esas alınmaktadır.
ü  Ör: Fransa’da 1926 ya kadar uygulanan kapı ve pencere üzerinden alınan vergiler. Matrahın saptanması için vergi memurunun sokağa bakan pencere ve kapıyı sayması yeterlidir.
ü  Yararları: Basittir, nettir. Mükellefle vergi idaresi karşı karşıya gelmez.
ü  Sakıncaları: Dış belirtiler çoğu zaman ödeme gücünün gerçek ölçüsü olamamaktadır. 
ü  Bu nedenle uygulanan karineler usulü adaletsizliğe yol açmaktadır.
ü  Günümüzde bu usul, genellikle terkedilmiştir.

4.      İdarece Takdir Usulü

ü  Vergi matrahı, vergi idaresince tek taraflı olarak saptanmaktadır. 1319 sayılı EVK’nın kabul edilmesine kadar geçerli olan tahrir usulü, idarece takdir usulünün bir örneğidir.

5.      Götürü Usul

ü  Bu usulde de matrah, idarece saptanmaktadır. Her mükellef için ayrı ayrı değil, yükümlüler gruplandırılarak yapılmaktadır. Bu nedenle diğerlerine göre daha genel ve objektiftir.
Götürü Usule Başvurulma Nedenleri
·         Gelirlerin ya da kazançların saptanmasında güçlük bulunan hallerde
·         Mükelleflerin kültür seviyelerinin yetersizliği nedeniyle gerçek usulün gerektirdiği görevleri yerine getirememeleri
·         Vergi idaresinin bazı matrahların saptanmasında sağladığı kolaylık.
ü  4369 sayılı Kanunla bu sisteme son verilmiş ve yerini basit usule terketmiştir.

MATRAHIN SAPTANMASINA İLİŞKİN KOMİSYONLAR

ü  Yukarıdaki usullerin uygulanmasına bazı hallerde mükellef ile vergi dairesi komisyonlar halinde ortaklaşa çalışmaktadır. Bu komisyonlarda çeşitli meslek gruplarından temsilciler yer alır.
ü  Vergi matrahının saptanmasında ya da matrahın saptanmasını etkileyebilecek ölçülerin belirlenmesi işlemi bu Komisyonlarca yapılmaktadır.

1.      Takdir Komisyonları


ü  Genel yetkili takdir komisyonlarını oluşturan üyeler, VUK m.72/1 de sayılmıştır.
ü  Görevleri, VUK m.74/c.1-2’de belirtilmiştir.
ü  Görevleri dolayısıyla yazılı inceleme yetkisine sahiptir. (VUK m.75)
ü  Arsa takdir komisyonlarını oluşturan üyeler, VUK m.72/2’de sayılmıştır.
ü  Arazi takdir komisyonlarını oluşturan üyeler, VUK m.72/3’te sayılmıştır.
ü  Arsa ve arazi takdir komisyonlarının inceleme yetkileri yoktur.
ü  Takdir komisyonları mahkeme niteliği taşımadıklarından, kararları uyuşmazlığı sona erdirmez ve kesin hüküm unsurları taşımazlar.
ü  Takdir komisyonunun tespitlerine karşı yükümlülerce doğrudan uyuşmazlık çıkartılamaz.

2.      Zirai Kazançlar İl ve Merkez Komisyonları


ü  Zirai Kazançlar İl Komisyonunu oluşturan üyeler ve seçilmeleri VUK m.83 ve 84’te düzenlenmiştir.
ü  Bu komisyona seçilen üyelerin görev süresi 3 YILDIR. Süreleri dolanlar yeniden seçilebilirler.
ü  Zirai Kazançlar Merkez Komisyonunu oluşturan üyeler, VUK m.85’te sayılmıştır.
ü  Zirai Kazanç İl Komisyonları, zirai kazançların vergilendirilmesinde kullanılan zirai kazanç ölçülerini saptamakla görevlidirler.
ü  Saptadıkları bu ölçüleri Zirai Kazançlar Merkez Komisyonuna gönderirler. Merkez Komisyonu, zirai kazançların saptanmasına ilişkin yönetmeliği hazırlar.
ü   İl komisyonlarının gönderdikleri zirai kazanç ölçülerinden hatalı ya da noksan olanları geri gönderirler. İl komisyonlarınca ısrar edilmişse bunları inceler, uygun görmezse resen ve kesin olarak yeni ölçüleri belirler.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir