İçeriğe geç

Medeni Usül Hukuku Çözümlü Pratik Çalışma #3

Medeni Usül Hukuku Pratik Çalışma 3

 

OLAY 1: Yerleşim yeri İstanbul olan B, iş yerinde çalışan A ile evlilik dışı ilişkiye girmiş ve bu ilişkinin sonucunda C dünyaya gelmiştir. Doğumun üzerinden altı ay geçmesine rağmen B, A ile evlenmeyi kabul etmediği gibi çocuğu C’yi de tanımamıştır. Bunun üzerine A, B’ye karşı babalık davası açmıştır.

B’nin kısır olduğunu, toplumdaki imajının sarsılacağı kaygısıyla da, cevap dilekçesinde bundan bahsetmediğini varsayalım. B’nin tahkikat aşamasında bunu ileri sürmesi mümkün müdür?

Kamu düzenine ilişkin davalarda kendiliğinden savunma İlkesi geçerlidir. İddia ve savunmanın genişletilmesi değiştirilmesi yasağı taraflarca getirilme ilkesinin uygulandığı davalarda uygulanır. Buna karşılık re sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı uygulanmaz. Çünkü hakim zaten bütün maddi vakıalara kendiliğinden ulaşma imkanına sahiptir bütün delilleri araştırma imkanına sahiptir Dolayısıyla taraflarında bunu yapmasına bir engel yoktur. Somut olayda da bir babalık davası söz konusu olduğu için babalık davasında da resen araştırma ilkesi uygulandığı için bu davada iddia ve savunmanın değiştirilmesi genişletilmesi yasağı uygulanmayacaktır. Davalı B’nin tahkikat aşamasında kısır olduğunu ve dolayısıyla da çocuğun kendisinden olma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürmesine herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu maddi vakıadır (bu maddi vakıanın altında delil niteliğinde incelenmesi gereken bir şeyde vardır.)Somut dava bakımından kamu düzenine ilişkin bir dava var bu davalarda da re sen araştırma ilkesi uygulanır re sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da iddia ve savunmanın değiştirilmesi genişletilmesi yasağı uygulanmaz.
( Önce kuralı söyleyeceksiniz, kural olarak iddia veya savunmanın değiştirilmesi genişletilmesi yasaktır somut olayda da tahkikat aşaması dediğine göre bu aşamada İddia ve savunmanın değiştirilmesi genişletilmesi yasaktır ancak somut dava bakımından re sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalar yani babalık davası kamu düzenine ilişkindir kamu düzenine ilişkin davalarda da re sen araştırma ilkesi geçerlidir bu sebeple de tahkikat aşamasında davalı beynin bunu ileri sürmesine bir engel bulunmamaktadır.)

Hakim davalı B’nin isticvabına karar verebilir mi?

İsticvap doğrudan bir delil değildir. İsticvap ikrar elde etme yoludur. Bir vakıa aleyhine olan kişi isticvap edilerek o yolla ikrar elde edilmeye çalışılmaktadır. İsticvap ancak taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda başvurulabilecek bir yoldur. Çünkü re sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda ikrar hakimi bağlamaz. İkrar hakimi bağlamadığı için isticvap yoluna başvurulması da mümkün olmaz. Re sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakim tarafların bilgisine başvurabilir ama isticvap yoluna gidemez. Somut olay bakımından ise soy bağını ilişkin bir dava vardır, soy bağını ilişkin davalar kamu düzenine ilişkindir. Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re sen araştırma ilkesi uygulanır dolayısıyla isticvap yoluna başvurulması mümkün olmaz.

Davacı A, B ile yaptığı bir telefon görüşmesini kayıt altına almıştır. Bu görüşmede B, “Eşimle konuşmam için bana biraz zaman ver, kendisiyle boşanacağım ve seninle evlenip, C’yi tanıyacağım” demiştir. Bu ses kaydının davada delil olarak kullanılması mümkün müdür?

Dinlenen kişinin kayıttan bilgisi varsa bu durumda elde edilen ses kaydı hukuka uygundur görüntü kaydı da bu kapsamdadır. Kişinin bilgisi dışında ses kaydı alınmışsa bu durumda bu kayıt hukuka aykırı bir delildir ve madde 189 kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. Somut olayda karşı tarafın kayıptan haberdar olduğuna dair bir bilgi yoktur dolayısıyla iki ihtimalinde belirtilmesi gerekir : ses kaydından bilgisi varsa delil olarak nitelendirilecek delil olarak kullanılması mümkün ise ses kaydı belge niteliğindedir. Belki açısından iki unsur önemlidir: bir bilgi taşıyacak iki uyuşmazlık konusu çekişmeli vakıalarının tespitine elverişli olacak. Bu iki unsur ses kaydında olduğu için ve hukuka aykırı bir delil değil ise davada delil olarak kullanılabilir. Buna karşılık karşı tarafın bilgisi olmadan ses kaydı alınmışsa hukuka aykırı yollardan elde edilen bir delil olduğu için bunun da havada kullanılması mümkün olmaz. ^Yargıtaya göre o olayın tespiti bakımından tek delil ise ses kaydıysa ve karşı tarafın haberi olmasa dahi davanın aydınlatılması için hukuka aykırı sayılmaz davada delil olarak kullanılabilir.^
Burada ses kaydı belge niteliğinde delil başlangıcı ne zaman önem arz eder? Kesin delillerle ispat zorunluluğu varsa takdiri delillere müracaat yolunun açılması bakımından önemlidir halbuki burada hukuki işlem olmadığı için senetle ispat zorunluluğu yok dolayısıyla zaten bütün delillere başvurulması mümkün o zaman bunu ses kaydını belge olarak değerlendireceğiz. Dava konusu uyuşmazlığın çözümüne belki elverişliyse o zaman delildir çünkü deliller kanunla sayılanlarla sınırlı değil yani sadece tanık bilirkişi keşif senet bunlar sadece delildir diğerleri delil değildir gibi bizim Kanunumuzda böyle bir sınırlama yapılmamış bu nedenle de bilgi taşıyıcısıysa dava konusuna uyuşmazlığın çözümüne elverişli ise belgede delildir.

Hakim davalı B’nin baba olup olmadığının tespiti için DNA analizi yapılmasına karar vermiş, ancak davalı B kendisinden doku örneği alınmasına izin vermek istememiştir. Bu durumda nasıl hareket edilmesi gerekir? Konuya ilişkin HMK ve TMK hükümlerini dikkate alarak değerlendirme yapınız.

Hukuk muhakemeleri kanunu madde 291’deki genel düzenlemeden ayrılarak madde 292’de özel bir düzenleme getirilmiş ve bu düzenlemeye göre de kişi sağlığı açısından herhangi bir tehlike oluşturmamak şartıyla kendisinden soy bağının tespiti açısından kan veya doku örneği alınmasına rıza göstermek zorundadır. Bunlar rıza göstermezse zorla kan veya doku örneğinin alınması mümkündür buna karşılık medeni kanun madde 284’te soy bağını ilişkin davalarda davalı taraftan kan veya doku örneği alınması zorunluluğu belirtilmiş ancak davalı rıza göstermezse hakimin o kişinin babalığını hükmedebileceği belirtilmiştir. HMK hükmü ile MK hükmü arasında bir çelişki vardır burada hem HMK hükmü TMK hükmünü zımnen kaldırdığı kabul edilir çünkü HMK madde 292 keşfe katlanma açısından özel bir düzenlemedir.
((Medeni kanundaki hüküm hem daha eski bir hükümdür hem de soy bağını ilişkin davalar açısından HMK 292 özel hüküm olarak uygulanır. Neden medeni kanunda böyle bir düzenlemeye yer verilmiştir? Eski usul kanunumuzda soy bağını ilişkin davalar açısından keşke katlanmayı ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktaydı ve medeni kanunun kabul edildiği dönemde de eski usul kanunu yürürlükteydi Bir gerekçe olabilir yani soy bağını ilişkin davalar bakımından bu yargılama hükmü ama usul kanununda hüküm yok buraya yazalım denemiş olabilir ama asıl sebep medeni kanun hükümleri genel olarak İsviçre’den alınmıştır İsviçre’de de soy bağına ilişkin davalar açısı bakımından medeni kanun da yargılama hükmü var. 2011 yılına kadar İsviçre’de medeni kanun federal bir kanundu buna karşılık usul kanunları kanton halde yani her kantonun ayrı bir usul kanunu vardı buna karşılık medeni kanun federal kanundu kanun koyucu da bazı yargılama usulü hükümlerinin bütün ülke genelinde ortak uygulanmasını istediği için medeni kanun da bu tür usul hükümleri koymuştur yani İsviçre’de Bu durumun temel bir gerekçesi var biz oradan bu hükmü alırken bizim oradan bu hükmü almamız aslında yanlış çünkü zaten bizim böyle bir idari açıdan böyle bir eksiğimiz yok dolayısıyla da bunu ayrıca medeni kanunu almaya ihtiyaç yoktu o nedenle böyle bir düzenleme bizde de bulunuyor. ))

Taraflar dilekçelerinde tanık deliline dayanmamıştır. Bu durumda davada tanık dinletmeleri mümkün müdür?

Re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda deliller açısından bir sınırlama yoktur. Taraflar dayanmamış olsa dahi tahkikat aşamasında tanık deliğine dayanabilir, hakim kendiliğinden de tarafların belirtmediği delilleri inceleyebilir isteyebilir. Kural olarak tarafların dayandıkları delilleri dilekçelerinde göstermesi gerekir yani hangi maddeyi vakıayı hangi delille ispat edecek ise bunu dilekçesinde göstermesi gerekir ve kural olarak dilekçesinde göstermediği delili sonradan dayanması mümkün değildir dolayısıyla sonradan o delile dayanmak isterse mahkeme bunu dikkate almaz ancak bu kural taraflarca hazırlanma taraflarca getirilme ilkesinin uygulandığı davalarda geçerlidir. Hukuk yargısı bakımından kural taraflarca hazırlanma İlkesinin uygulanmasıdır. Çoğu davalarda bu ilke uygulanır ancak istisna bazı davalarda re sen araştırma ilkesi uygulanır re sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakim bizzat kendisi bütün delillere müracaat edebilmektedir dolayısıyla da somut olayda re sen araştırma ilkesinin uygulandığı bir dava söz konusu olduğu için hakim tarafın tanık dinletme isteğini kabul edecektir. Dolayısıyla Tanığın dinlenilmesi mümkün olacaktır. Deliller ıslahı kapsamında değildir iddia veya savunmanın değiştirilmesi genişletilmesi yasağı iki hususu kapsar. Maddi vakıaların değiştirilmesi veya genişletilmesi talep sonucunun değiştirilmesi veya genişletilmesi. Dolayısıyla ıslahta neyi bertaraf ediyor? İddia veya savunmanın değiştirilmesi genişletilmesi yasağını ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla iddia veya savunmanın değiştirilmesi genişletilmesinin yasak olduğu hallerde ıslah yoluna başvurabiliriz. Yani yeni bir maddi vakıa İddianameye dahil etmek istiyorsa ya da daha önceden dayandığı maddi vakıaları tamamen değiştirmek istiyorsa kural olarak bu yasak ama ıslah yoluyla yapabilir ya da karşı tarafın rızasıyla. İki talep sonucunu değiştirmek istiyorsa ya da genişletmek istiyorsa kural olarak yasak mesela 100 TL talep ettin 100 TL talebini 150 TL’ye çıkarmak istersen yasak ya da X malını talep etmiştim X malın teslimi yerine bedelinin Ödenmesini istersem yasa kapsamında kural olarak yapamam ama ıslah yoluna başvurarak veyahutta karşı taraf rıza gösterirse ancak o zaman yapma imkanım var. Ama deliller bu kapsamda değildir çünkü kanun da delillerin getirilmesi ve mahkemeye sunulması açısından özel ayrı kurallar getirilmiş ve bu kurallar çevresinde hareket edilmesi gerekiyor. Hakim taraflarca getirilme ilkesi uygulanan bir dava da olsa re sen araştırma ilkesi uygulanan bir dava da olsa bilirkişi deliline keşif delillerine kendiliğinden müracaat edebilir taraflar talep etmemiş olsa dahi hakim kendiliğinden keşif yapılmasına karar verebilir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verebilir kanun buna açıkça izin vermiştir.

 

OLAY 2: A, elindeki sözleşmeye dayanarak B’ye kaşı dava açmıştır.

Davanın on adet bilgisayarın teslimine ilişkin olduğunu varsayalım. Dava devam ederken davacı A dava konusu alacağını C’ye temlik edebilir mi? Temlik ederse bunun davaya etkisi ne olur?

A B’ye karşı dava açtı , dava konusu X malı malın teslimine yönelik bir dava. Dava devam ederken davacıya dava konusunu Cye devrediyor X mali dava konusu davacı bu dava konusunu Cye temlik ediyor alacağın temliği. Yani bu anlamda A ile B arasındaki hukuki ilişki de A devreden çıkmış oluyor C devreye giriyor dolayısıyla uyuşmazlık ortadan kalkmış olmuyor. Davanın açılmış olması tarafların dava konusu şey üzerinde tasarruf yetkisinin kısıtlamaz dolayısıyla ancak ihtiyari tedbir kararı verilmemişse taraflar dava konusunun üçüncü bir kişiye devredebilirler dava konusunun devredilmesi durumunda da 125. maddede buna ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir. Ve davacının devretmesi ihtimali ile davalının dava konusunu devretmesi ihtimali arasında farklılık vardır. Somut olay bakımından davacı dava konusunu devrettiğine göre burada devralan kişi yani C, A’nın yerine geçer ve davaya C ile B arasında devam edilir. Yani burada kanundan dolayı davada taraf değişikliği ortaya çıkmış olur.

Davalı B, kendisinin A’ya verdiği açığa atılmış bir imzasının senet haline getirildiğini ileri sürerse, bunu kimin hangi delillerle ispat etmesi gerekir?

Bir vakıanın varlığını ileri süren ve bu vakıadan kendisi lehine hak çıkaran kişi ispat yükü altındadır. Md 190. Somut olay bakımından vakıanın varlığını ileri süren ve lehine hak çıkaran kişi B’dir.( Lehine hak çıkaran kişi ispat etmeli ) Dolayısıyla bu vakıa açısından ispat yükü B üzerindedir. Taraflar arasında bir hukuki ilişki olduğu için hukuki işlem olduğu için ve miktar 2500 tl üzerinde olduğu için ispat senet ile yapılacak. (İspat yükünü incelerken vakıaları ayrı ayrı incelemek gerek) senet kesin hüküm ve yemin delilleri ile ispat edilebilir. 2500 TL’nin üzerinde değilse o zaman her türlü delille senet keşif tanık gibi delillerle ispat edilebilir.
(( Burada senede karşı senetle ispat zorunluluğu ortaya çıkmıyor senede karşı senetle ispat zorunluluğu; o senetten kaynaklanan borcu sonra erdiren çünkü kanun 201. maddede ne diyor senede bağlı olan her türlü iddianın hüküm veya sonucunu ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte diyor burada sözleşmeden doğan ilişkinin mesela ödendiği veya hatta sözleşmenin imkansız olduğu gibi bir şey ileri sürülmediği için o kapsamda değil yani.))

A bu davada tanık dinletebilir mi? Tanık dinletebileceğini varsayarsak A’nın dava dilekçesinde tanık deliline dayandığını belirtmesi yeterli midir? Tanık listesini dava dilekçesinde göstermemişse hakim tanıkları dinlemeyebilir mi?

Hukuki işlemin değeri 2500 TL’nin altında ise ancak o zaman tanık dinletmesi mümkün olabilecektir. Dava dilekçesinde tanık deliline dayandığını belirtmesi gerekir ancak dava dilekçesine tanık listesini eklemesine gerek yoktur. Tanık delili ne dayandığını belirtmesi yeterlidir mahkeme ön inceleme aşamasında veya tahkikat aşamasında tanık listesinin verilmesini ayrıca ister buna ilişkin ayrıca süre verir ancak o zaman tanık listesinin mahkemeye sunulması gerekecektir yani daha başlangıçta tanık listesinin mahkemeye verilmesine gerek yoktur tanık deliğine dayanacağını belirtmesi yeterlidir. Kanunda buna ilişkin ayrı bir düzenleme de yok bu nedenle süreyi hakim belirler.

Medeni Usül Pratik Çalışma 1

Medeni Usül Pratik Çalışma 2

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir