İçeriğe geç

Yürütmenin Durdurulması – İdare Hukuku Notları #8

Yürütmenin Durdurulması (İYUK M.27)
Yürütmenin durdurulması diye bir müessesenin yargılama usulü içine konulmasının nedeni nedir?
Sonuç olarak, yargılama uzun sürme ihtimali olan bir süreçtir. Bu sürenin uzun olması, yargılamanın yapılma gerekçesini ortadan kaldırabilir. Örneğin; bir binayla ilgili yıkım kararı verildiyse yargılama süresi uzun olacağı için yürütmenin durdurulması başvurulur.
Yürütmenin durdurulması, bir işlem icra edildiği zaman işlemin icrasını durdurmaktır. Yani mahkeme karar verene kadar işlem icra edilmeksizin beklemeye alınır.
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994 – 4001/12 md.) 1. Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
2. (Değişik: 2/7/2012 – 6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olmasışartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir.
Yürütmenin durdurulması için iki şart bir de gizli şartımız vardır(Bunların hepsinin gerçekleşmesi gerekir. Biri gerçekleşmezse yürütmenin durdurulması talebi reddedilir.):
1)      Telafisi güç ve imkânsız bir zararın doğması
Örneğin; bir öğrenciye disiplin cezası olarak 6 ay öğrencilikle ilişkisinin kesilmesi kararı verilmesi halinde, öğrencinin final sınavlarına girebilmek için kendisine uygulanan birel işlemin iptalini dava yoluyla istemesi gerekir. Ancak davanın uzun sürme ihtimali olduğu için, dava sürecinde öğrenci final sınavlarına giremeyeceği ve bu yüzden de yıl kaybı, dönem kaybı olacağı için yani telafisi güç ve imkânsız bir zarar ortaya çıktığı için yürütmenin durdurulması söz konusu olabilir.
2)      İşlemin açıkça hukuka aykırı olması
Yürütmenin durdurulması kararı, davanın esasıyla ilgili bir karar değildir. Ancak işlem açıkça hukuka aykırıysa, bir yönüyle davanın sonunda verilecek karar ilişkin bir değerlendirme yapılmış olur. Bu biraz tartışmalı bir noktadır. Problemli nokta şu; açıkça hukuka aykırılık gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı veriliyorsa mahkemenin sonunda da o işlemin hukuka aykırı olduğu yönüyle bir sonuç çıkacaktır deniyor. Aslında burada aranan şey ise; açıkça bir hukuka aykırı olma ihtimali yeterlidir.
3)      Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını gerekçeli olarak vermesi gerekir. (Aydın Gülan’ın ifadesiyle gizli şart)
Yürütmenin durdurulması halinde, işlemin neden açıkça hukuka aykırı olduğu, neden telafi güç zararların ortaya çıkacağının izah edilmesi gerekir. Mahkeme ancak bu şartla yürütmeyi durdurma kararı verebilir.
Yürütmeyi durdurma, dava açılırken dava dilekçesinde talep edilir. Daha sonra davalı idarenin cevap dilekçesi geldiğinde, iki dilekçe incelenir ve mahkeme bunun üzerinden bir karar verir.
Bunun istisnası ise; durumun aciliyeti bakımından davalı dilekçesi gelmeden de yürütmenin durdurulması kararı talep edilebilir. Bazen bu istisna bakımından suiistimaller ortaya çıkmıştır. Bu yüzden mahkemelerde davalı idarenin dilekçesi gelmeden yürütmenin durdurulmasına karar vermiyorlar ama farkı bir yöntem geliştiriyorlar: Davalı idarenin dilekçesi gelene kadar yürütmenin durdurulması.
Mahkeme davalı idarenin dilekçesini görmeden karar vermek istemiyor çünkü vereceği karar dava bitene kadar geçerli olacak. O yüzden böyle bir ara formül bulunmuştur. Davalı idarenin dilekçesi gelince ve incelenince asıl yürütmenin durdurulması talebini kabul etmek veya reddetmek yönünde bir karar verilir.
Kişi yürütmeyi durdurmayı talep ettiği zaman, bu dava öne alınır ve ilk onun hakkında karar verilir. Bu kararın 7 gün içinde verilmesi gerekir. Talep reddedilirse 7 günlük itiraz süresi söz konusudur. Bu itiraz, idare mahkemesinin bulunduğu bölge idare mahkemesine yapılır. Yani idare bölge mahkemesinden “Yürütmeyi durdurma kararının reddinin kaldırılması” talep edilir. Danıştay’da ilk derece mahkemesi olarak görülen bir dava açıldığında ve yürütmenin durdurulması talep edildiğinde ise Danıştay bu talebi reddederse, bu durumda “Danıştay Dava Daireleri Kuruluna”itirazda bulunulması gerekir. 
Sonuç olarak; yürütmenin durdurulması kararına karşı itiraz halinde, bir üst yargı yoluna başvurulur.
Telafisi güç ve imkânsız zararların ortaya çıkma ihtimali söz konusu olduğunda yapılabilecekler:
1)      Memur Eliyle Tebligat: Posta yoluyla tebligat uzun sürdüğü için geliştirilmiş bir formüldür. Memur eliyle tebligatın masrafı mahkemeye ödenir ve mahkemedeki görevli bir memur dilekçeyi alır. Dilekçeyi ilgili idareye o gün içinde kendisi teslim eder. Bu durumda idarenin cevap yazma süresi daha erken başlar.
2)      Cevap süresinin kısaltılması: Normalde cevap süresi 30 gündür. Ancak durumun aciliyeti bakımından sonuç ve talep kısmına aynı zamanda da sağ üst köşeye cevap süresinin kısaltılmasının talebi yazılabilir.
Bir de tam tersi olarak; idare cevap süresinin uzatılmasını talep edebilir. Yani cevap sürecini belirli sebeplerle yetersiz bulup, 30 günlük cevap süresinin uzatılmasını isteyebilir.

Etiketler: idare hukuku yürütmenin durdurulması, idari dava yürütmeyi durdurma kararı, idari davada yürütmeyi durdurma, yargılama usulü

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir