İçeriğe geç

Genel Kamu Hukuku Ders Notu – Demokrasi Konusu

DEMOKRASİNİN YAYGINLAŞTIRILMASI VE REJİMİN İSTİKRARI

Harry Eckstein, İstikrarlı Demokrasi teorisi adlı yazısında, demokrasinin siyasal iktidar dışında hangi alanlara uygulanabileceği
ve siyasal iktidarla diğer iktidar ya da otorite yapıları arasındaki uyumun üzerinde durmuştur. Yazara göre, demokratik bir rejimin, istikrarlı olabilmesi için,
siyasal iktidarın otorite yapısıyla toplumdaki diğer otorite yapıları uyumlu olmalıdır. Bazı örgütlerin demokratik olarak yapılandırılması mümkün değildir( ör: okul,
ordu, bürokrasi, aile, ekonomik işletmeler) bunlar demokratik örgütlenmeye az elverişli yerlerdir. Dolaysıyla bu alanlarda demokratik esaslar ancak kısmen benimsenebilir.
Sonuç olarak, demokratik bir rejim , siyasal iktidara yakın olan siyasal partiler ve çeşitli baskı gruplarının demokratik esaslara göre örgütlendiği, siyasal iktidarla
yakın ilişkisi olmayan okul, aile gibi bazı kurumların kısmen de olsa demokratik esasları benimsediği bir ülkede başarılı ve istikrarlı olabilir.
*Demokrasinin tüm sosyal ilişkilere yaygınlaştırılarak katılımın her düzeyde arttırılması demokrasinin yaşayabilirlik ve varlık sorunu olarak karşımıza çıkar.

HALK OYLAMASI

Düzenli aralıklarla yapılan seçimler dışında, ulusal düzeyde katılımı arttırmaya yönelik en önemli araçlardan biri halkoylamasıdır. Bir doğrudan demokrasi kurumu olan halkoylaması
(referandum), geniş anlamıyla, belirli bir konuda halkın görüş belirtmesi ya da karar vermesini sağlayan yöntemin adıdır.
Çeşitli halkoylaması yöntemleri,
Halk girişimi: Mevcut yasalarda değişiklik öngören ya da tümüyle yeni bir düzenleme getiren yasa metninin yurttaşlar tarafından hazırlanarak halkoyuna sunulmasıdır.
Halkın vetosu: Parlamentoda kabul edilmiş ama henüz yürürlüğe girmemiş bir yasayı, yurttaşların belirli bir süre içinde halkoyuna sunmasıdır.
Plebilisit: Otoriter yönetimlerin, iktidarlarına demokratik bir görünüm kazandırmak için halkoyuna başvurmasıdır. Plebisitler daha çok, gerçek bir tartışma ortamı yaratmadan,
bir anayasa metninin ya da devlet başkanının görev süresinin uzatılması talebinin onaylanması gibi konular için yapılan güdümlü halkoylamalarıdır.
*Belirli bir konuda halkoyuna başvurmak ihtiyari ya da zorunlu olabilir.
*Antik demokraside tüm yasalar halkoylaması ile kabul edilirdi.
*Eğer hükümet, halkoylamasına gitmeye ya da gitmemeye, bunun zamanına ve halkoylamasında sorulacak sorunun nasıl formüle edileceğine kendisi karar veriyorsa, güdümlü-kontrollü
bir uygulama söz konusudur.

İSVİÇRE

İsviçre’de gerçekleştirilen halkoylamalarının sıklığı, modern devletlerde doğrudan demokrasiyi uygulamanın mümkün olmadığı yönündeki yaygın kanıyı tartışılır kılmaktadır.
Bu ülkede ulusal düzeyde oylama, 1848de kurumsallaştırıldı. Ulusaltı düzeyde halkoylaması daha yaygındır. İsviçre deneyimi, güçlü bir doğrudan demokrasinin endişe verici
radikal sonuçlar doğurmadan modern toplumlarda kurulabileceğini gösteriyor.

ABD

ABD’de ulusal düzeyde hiçbir doğrudan demokrasi kurumu mevcut değildir. Eyalet ve eyalet altı düzeylerde durum farklıdır. ABD’de ulusaltı düzeyde uygulanan halkoylamaları,
halkın katılımının arttırılmasına karşı çıkan çevrelerin argümanlarını doğrulamamıştır. Halk ne irrasyonel tahriklere kapılarak özgürlüklerini kısıtlama yolunu seçmiş, ne de sistemi
tahrip edici radikal değişiklikler getirmiştir.
ABD’de ulusal düzeyde halkoylaması yapılmadığından, dış politikanın belirlenmesinde halkın doğrudan etkisi söz konusu değildir. Buna karşılık İsviçre’de uluslararası antlaşmaların
halkoyuna sunulması zorunluluğu, İsviçre halkının dış politikayı doğrudan belirlemesine olanak sağlar.

ÇOĞUNLUK DEMOKRASİSİ VE KONSENSÜS DEMOKRASİSİ

Antik demokrasilerde toplum yapısı türdeşti. Çağdaş demokrasilerde toplum yapısının türdeş olmadığını görüyoruz. Ulus devletler , etnik , dinsel, mesleki ,dilsel,tarihsel, bölgesel
 yönlerden farklılaşan gruplar içeriyor. Söz konusu gruplar kendi çıkarlarını korumak amacıyla birbirlerine ve devlete karşı görece özerk biçimde örgütlenmiştir.
Bu nedenle siyaset, örgütlenmiş bu çıkarlar arasındaki mücadele, çatışma ve işbirliği olarak kendini gösterir. Modern demokrasilerdeki çoğulcu yapı, farklılaşan çıkarları,
antik demokraside olduğu gibi iki ana kategoriye (soylular-halk) ayırmamıza imkan vermiyor.

A-YENİ BİR TOPLUM VE YENİ BİR SİYASET ANLAYIŞI

Modern demokrasi teorisi, sosyal yapıdaki bu çeşitliliği, çeşitliliğin sonucu olan çoğulculuğu içermek durumundadır. Buna göre ,yeni demokrasi anlayışı sosyal yapıdaki tüm farklılıkların
örgütlenebileceği, seslerini özgürce duyurabileceği ve iktidar yarışına katılabileceği bir rejimi ifade ediyor. Artık toplumda farklı çıkarların varlığı ve bu çıkarları savunan  gruplar
arasındaki mücadele olağandışı, zararlı ya da istenmeyen bir özellik değil, siyasetin olağan bir üyesidir.

ÇOĞULCU DEMOKRASİ

Azınlıkların çıkar ve taleplerine duyarlı demokrasilere “çoğulcu demokrasi” denmektedir.
*Çoğunlukçu demokrasi anlayışı, çoğunluğun iradesini sınırlayacak mekanizmalar içermeyen, azınlık haklarının güvencelerinin bulunmadığı bir sistemdir. Genel olarak demokrasi
karşıtı bir sistem olarak nitelendirilmese bile, liberal demokrasinin temel ilkelerine aykırı düşen, çoğunluğun despotizmine açık kapı bırakan bir yönetim söz konusudur.
*Çoğulcu demokras anlayışı ise, azınlık haklarının güvence altına alındığı, her türlü düşüncenin özgürce ifade edilebildiği, dernekler, sendikalar be özel kitle iletişim araçları
gibi sivil toplum kuruluşlarının birer baskı örgütü olarak ülke yönetimini etkileyebildikleri bir düzeni ifade ediyor. Böyle bir düzende, çoğunluk iradesi ülke yönetiminde tekelci
bir yetkiye sahip değildir.

B-ÇOĞUNLUK VE KONSENSÜS MODELLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

*”Çoğunluk demokrasisi” ile ifade edilen “çoğunlukçu demokrasi” anlayışı değil, azınlığın haklarına saygılı, çoğulculuğu güvence altına alan bir çoğunluk yönetimidir.
-Yürütme Erki: Yürütme gücünün toplanması ve paylaşılması
Çoğunluk demokrasisi anlayışında yürütne gücünün çoğunluğun iradesini yansıtacak şekilde toplanması söz konusudur. Örneğin, çoğunluk modelinin uygulandığı Birleşik Krallıkta,
hükümet, genellikle parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran parti üyelerinden oluşur ve azınlık partileri hükümette yer almaz. Böylece, hükümet tek bir sosyal kesimi temsil eder.
Konsensüs demokrasisinde yürütme gücünün paylaşılması esası kabul edilmiştir. Yürütme gücü, bütün önemli partilerin geniş bir koalisyonu görünümündedir ve bütün önemli sosyal
kesimler hükümette temsil edilir. Ör: İsviçre 7 üyeli hükümet, üç büyük ve bir orta partinin koalisyonu olarak kurulur.
– Yasama- yürütme ilişkisi: Üstünlük – Denge modelleri
 Çoğunluk demokrasisi modelinde, kuramsal olarak güçler ayrılığı ilkesi benimsenmiş olsa bile, uygulamada, yasama ve yürütme güçlerinin birleştirilmesi ve yürütmrnin üstünlüğü
söz konusudur.
Konsensüs demokrasisi, yürütmenin üstünlüğüne dayanan bir model değildir. Bu model, ülkedeki belli başlı tüm grupların güçleri oranında temsil edilme olanağının bulunduğu parlamento
ile yürütme organı arasında dengeli bir ilişki öngörür.
-Parlamento: Yasama yetkisinin toplanması ve paylaşılması
Çoğunluk demokrasisi modelinde, parlamento daga çok, çoğunluk iradesinin ortaya çıktığı bir müzakere ve karar organı olarak kabul edilir. Bu bağlamda, yasama yetkisinin tek
mecliste toplanması, eğer iki meclisli bir yapı varsa, yetkilerin bu meclislerden birinde toplanması söz konusudur.
Konsensüs demokrasisinde, genellikle, yasama yetkisi biri bütün ülke halkını temsil eden, diğeri ülkedeki sosyal grupları temsil eden iki meclis arasında paylaştırılır.
-Siyasal Partiler : Tek boyutlu iki Partili sistem- Çok boyutlu çok partili sistem
Çoğunluk demokrasisi modelinin uygulandığı Birleşik krallık’ta, iki parti; işçi partisi ve muhafazakar parti siyasal yaşaa egemendir. Sosyo ekonomik politika konusunda benimsedik-
leri politikalar önemli ölçüde birbirine yakınlaşmış iki parti.
Konsensus demokrasi modelinin uygulandığı İsviçre’de siyasal yaşamda büyük ölçüde etkin olan parti sayısı beştir ve en az dört boyut bakımından önemli ölçüde farklılaşırlar.
-Seçimler: Çoğunluk ve Nispi temsil sistemleri
Çoğunluk modeli nispi çoğunluk sistemini benimser. Buna göre, bir seçim çevresinde en fazla seçmenin desteğini sağlayan aday kazanır; diğer seçmenler ise temsil edilmez.
Konsensüs demokrasisinde, nispi temsil sistemi uygulanır. Bu sistemin özü, her partinin toplumdaki seçmen desteği ile orantılı olarak parlamentoda temsil edilmesi esasına dayanır.
-İktidarın Bölünmesi: Merkeziyetçi ve yerinden yönetimci / Federal modeller
Konsensüs demokrasisinin ayırt edici özelliklerinden biri de, siyasal sistemin katı bir merkeziyetçiliğe dayanmaması, güçlü yerel yönetimlere, özerk yönetimlere veya federe birimlere
sistem içinde yer verilmesidir.
Çoğunluk demokrasisi modelinde ise, ülkenin tek merkezden, ulusal çoğunluğun iradesi doğrultusunda yönetilmesi kaygısı ağır basar.
-Anayasalar: Esnek ve Katı anayasa
Çoğunluk demokrasisi modeli, ulusal parlamentoda oluşan çoğunluk iradesini sınırlamayn esnek anayasa ilkesini benimser. Anaya diğer yasalar gibi salt çoğunlukla değiştirilebilir.
Konsensüs demokrasisinde, bir toplum sözleşmesi ve üstün yasa niteliğinde olan anayasanın yapılmasına ve değiştirilmesine, ülkedeki belli başlı tüm sosyal grupların katılması ve onay
vermesi amaçlanır.

C-DEMOKRASİ MODELLERİ VE SOSYAL YAPI

Sosyal yapının büyük ölçüde türdeş olduğu ülkelerde, çoğunluk modeli başarıyla işlenebilir.
Heterojen yapılı toplumlarda konsensüs demokrasi modeli daha başarılıdır.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir