İçeriğe geç

Zilyetlik Karineleri, Karinelerin Rolü – Eşya Hukuku #12

ZİLYETLİK KARİNELERİ

1.   Mülkiyet Karinesi
2.   Fer’i zilyetliğe bağlı sınırlı ayni hak veya kişisel hak karinesi
1.   MÜLKİYET KARİNESİ
TMK m. 985’e göre; taşınırın zilyedi onun maliki sayılır. Önceki zilyetler de kendi zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki sayılırlar.
Bu karineden dolaysız ve dolaylı zilyetler yararlanır. Ama dolaylı zilyedin yararlanabilmesi için doğrudan zilyedin onun zilyetliğini kabul etmesi gerekir.
Mülkiyet karinesi ancak nitelikli bir zilyetliğe (mahiyeti şüpheli olmayan) bağlanabilir. Karinenin en önemli fonksiyonlarından birisi ispat yükünü ters çevirmesidir. Zilyedin malik olmadığını iddia eden kişinin bunu ispatlaması gerekir. Zilyedin eşya üzerindeki hâkimiyeti, mülkiyet hakkına dayandığı görünümü vermiyorsa, zilyet mülkiyet hakkını genel hükümlere göre ispat etmelidir.
Müşterek zilyetlik                                      paylı mülkiyete
Elbirliğiyle zilyetlik                                     elbirliğiyle mülkiyete karine olur (kural olarak).
2.   FER’İ ZİLYETLİĞE BAĞLI SINIRLI AYNİ HAK veya KİŞİSEL HAK KARİNESİ
TMK m. 986/2’ye göre; taşınıra bir sınırlı ayni hak veya kişisel hak iddiasıyla zilyet bulunan kimsenin iddia ettiği hakkın varlığı karine olarak kabul edilir.
Taşınır üzerinde kurulabilen sınırlı aynı haklar intifa ve rehin haklarıdır. İkisi de hak sahibine eşya üzerinde zilyetliği elde etme yetkisi verir.
Fer’i zilyet bu karineyi şeyi kendisine vermiş olan kişiye karşı ileri süremez. İleri sürülmezlik yalnız malik açısından geçerli değildir, dolaysız feri zilyet dolaylı feri zilyede karşı da karineden yararlanamaz.
Bir taşınıra malik olma iradesi olmaksızın zilyet olan kimse, taşınırı kendisinden iyi niyetle aldığı kişinin mülkiyet karinesine dayanabilir. Fer’i zilyet ancak iyi niyetli ise, yani malı kendisine verenin hak sahibi olmadığını bilmiyorsa karineden yararlanabilir. Örneğin hırsızdan malı rehin alan kimse, bunu biliyorsa, hırsızın mülkiyet karinesinden yararlanamaz.

KARİNELERİN ROLÜ

Zilyedin          Taşınır           Karinelere dayanarak
savunma        davası            ayni hak kazanma
imkanı
Zilyet, zilyetlikten doğan hak karineleriyle, sadece zilyetliğe dayanarak hakkını koruyabilir, hakkını ispat etmek zorunda değildir. Bu koruma zilyet aleyhine açılan davada ona savunma imkânı verir, zilyetliğini kaybetmiş kişiye de taşınır davası açma imkânı tanır.
1.   Zilyet aleyhine açılan davalarda savunma
Bir taşınırın zilyedi, kendisine karşı açılan her davada üstün hakka sahip olduğu karinesine dayanabilir, ancak gasp ve saldırıya ilişkin hükümler saklıdır.
Böylelikle, önceki zilyet ile şimdiki zilyet karşılaşınca, şimdiki zilyet tercih edilir. Davacı, şimdiki zilyede karşı üstün hakka sahip olduğunu ispat etmekle yükümlü olur.
Şimdiki zilyet, kendisinin açacağı davalarda dabu karineden yararlanır.
Şimdiki zilyet, önceki zilyetten gasp etmişse bu karineden yararlanamaz. Önceki zilyedin açacağı geri verme davasında bu karineye dayanmaksızın üstün hakkını derhal ispat etmek suretiyle gasp ettiği şeyi geri vermekten kurtulabilir.
2.   Taşınır davası
Bir taşınır üzerindeki zilyetliği rızası dışında sona erdirilen kimse, şimdiki zilyedin hak karinesini çürütüp, kendi zilyetliği dönemine ait hak karinesine dayanarak şeyi geri alma imkânına sahiptir. Buna taşınır davası denir.
Taşınır davası, sadece taşınırlar için kullanılabilen bir davadır. Zilyetlik davaları sırf zilyetliğe dayanılarak açılan davalardı. Taşınır davası, zilyetlik karinesine dayanılarak açılan davadır.
Taşınır davasını açan kişi o eşyaya, taşınıra zamanında zilyet olmuş şu anda zilyet olmayan kişidir. Taşınır davasını açabilmek için o eşyaya mutlaka zilyet olmuş olmak gerekir.
Örnek: A’nın ineği B’nin tarlasına gitti ve buzağısını doğurdu. B ineği ve buzağıyı elinde tutuyor. Bu durumda, A, buzağıyı sadece istihkak davası ile geri alabilir. A, taşınır davası açamaz çünkü A, buzağıya hiç zilyet olmamıştır.
Örnek: B, fuları A’ya ödünç verdi. A, fuları C’ye sattı. C, fuların B’ye ait olduğunu bilmiyor.  B, C’ye karşı taşınır davası açamaz çünkü C iyi niyetlidir ve fular B’nin elinden iradesi dışında çıkmamıştır. C’ye karşı istihkak davası da açılamaz. B, A’ya karşı borçlar hukukuna dayanarak tazminat davası açabilir.
a.   Taşınır davası şartları
1)  Zilyetliğin zilyedin iradesi dışında sona erdirilmiş olması
Örneğin A’nın malını B çalmıştır. A malın geri verilmesi için dava açmamış veya süreyi kaçırmışsa, malın geri verilmesini B’ye karşı taşınır davasıyla sağlayabilir.
B, çaldığı malın mülkiyetini C’ye devretmişse A’nın C’ye karşı zilyetlik davası açma hakkı yoktur, ancak taşınır davası açabilir.
A, mülkiyeti geçirmek amacıyla zilyetliği kendi iradesiyle B’ye devretmişse, fakat devrin sebebi hukuki işlem geçersizse, A malın geri verilmesini istihkak davasıyla sağlayabilir.
Zilyetlik ayırt etme gücü olmayan kimse tarafından devredilmişse, zilyetliğin devri iradeye dayanmadığından taşınır davası açılabilir.
Sona erdirilen zilyetlik dolaylı veya dolaysız olabilir. Dava dolaylı veya dolaysız zilyet tarafından açılabilir. Fakat dolaylı zilyet dava açarsa, malın dolaysız zilyede verilmesini talep etmesi gerekir.
Dolaylı asli zilyet, dolaysız feri zilyedin zilyetliğini gasp ederse, dolaysız feri zilyet ona taşınır davası açamaz. Çünkü feri zilyetlikten doğan hak karinesi malı veren kişiye karşı kullanılamaz. Geri verme davası veya sözleşmeye dayalı ifa davası açabilir.
Şimdiki zilyedin ediniminin korunmamış olması gerekir. Önceki zilyedin, zilyetliği iradesi dışında sona erse bile, şimdiki zilyedin iyi niyeti korunarak kazanımının geçerli sayıldığı durumlarda, taşınır davası açılamaz.
2)  Şimdiki zilyedin üstün hak karinesinin çürütülmesi
Zilyetliği iradesi dışında sona erdirildiğini iddia eden kişi, taşınır davasını kazanabilmek için, kendisinin önceden zilyet olduğunu kanıtlamak ve şimdiki zilyedin üstün hak karinesini çürütmek zorundadır. Davacının, şimdiki zilyedin üstün hak karinesini çürütmek için iki imkânı vardır:
o  Şimdiki zilyedin zilyetliği kötü niyetle edinmiş olması
o  Malın önceki zilyedin iradesi dışında elinden çıkmış olması
Zilyetliğin irade dışında sona ermesi, her zaman malın önceki zilyedin iradesi dışında elinden çıkmış olması anlamına gelmez. Malın önceki zilyedin iradesi ile elinden çıktığı durumlarda da zilyetlik irade dışında sona erebilir.
Çalınma, kaybolma ya da irade dışında başka bir şekilde elden çıkma (örneğin ayırt etme gücü olmayanlarda) durumlarında malın zilyedin iradesi dışında elinden çıkmış olduğu anlaşılır.
Şimdiki zilyet, zilyetliği iyi niyetle kazansa bile, mal iradesi dışında elinden çıkmış olan önceki zilyet, ona karşı taşınır davası açabilir.
Mal dolaysız zilyetten çalındığında da, mal dolaylı zilyedin elinden iradesi dışında çıkmış olur. Örneğin A’nın malını A’nın kiracısından çalan B, C’ye satsa, A ve kiracı C’ye karşı taşınır davası açabilir.
Zilyetliği kötü niyetle kazanmış olan önceki zilyetler sonraki zilyetlere karşı taşınır davası açamazlar.
b.  İyi niyetli zilyet lehine sınırlandığı durumlar
1)  Para ve hamiline yazılı senetleri iyi niyetle edinme
İrade dışı elden çıksa bile, para ve hamiline senetleri iyi niyetle edinenlere taşınır davası açılamaz. Örneğin yerde para bulduğumuzda iyi niyetli olmayız, taşınır davası açılabilir. Yerde bulduğumuz parayı harcarsak satıcı iyi niyetlidir.
2)  İyi niyetli zilyetlere karşı taşınır davasının süresi
İrade dışı elden çıkan malı edinen iyi niyetli zilyetlere karşı taşınır davasını açılması 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Kötü niyetli zilyetlere karşı taşınır davasını açılması süreye tabi değildir.
5 yıllık hak düşürücü süre ile mülkiyeti kazandıran 5 yıllık zamanaşımı süresi karıştırılmamalıdır.
5 yıllık hak düşürücü süre: Malın önceki zilyedin iradesi dışında elden çıktığı tarihte başlar.
5 yıllık zamanaşımı süresi: Malın şimdiki zilyedin iyi niyetle zilyetliğinin başladığı tarihte başlar.
Bu iki zaman örtüşmeyebilir. A, 2012’ye kadar taşınır davası, 2012-2015 arası istihkak davası açabilir.
Ocak                                      Ocak                                                 Ocak                                                     Ocak
2007                                      2010                                                  2012                                                     2015

H, üç yıl sonra malı iyi niyetli Ü’ye sattı.

H, A’nın malını çaldı.

Ü için 5 yıllık zamanaşımı süresi bu tarihte biter.

A için 5 yıllık hak düşürücü süre bu tarihte biter.

xx                                             xx                                                    xx                                                           xx

3)  Açık artırmadan, pazardan vb eşya satanlardan iyi niyetle edinme
Çalınma, kaybolma veya irade dışı başka bir şekilde elden çıkmış mal, açık artırmadan, pazardan vb eşya satanlardan edinilmişse, iyi niyetle hareket edenlere karşı (ilk veya sonrakiler) taşınır davası ancak ödenen bedelin geri verilmesi şartıyla açılabilir.
Ancak bu dava şartı değildir. Ödenen bedelin geri verilmesi için talep gerekir. Davacı bedeli ödemezse, davalı mülkiyeti kazanır.
c.   Taşınır davasının tarafları
©    Zilyetliğini irade dışı kaybeden zilyet taşınır davası açabilir.
Zilyetlik feri zilyedin iradesi dışı kaybedilmişse, hem asli zilyet hem de feri zilyet taşınır davası açabilir. Müşterek zilyetlikte her zilyet, taşınır davası açabilir. Elbirliğiyle zilyetlikte zilyetlerin birlikte dava açmaları gerekir.
©    Dava malın zilyedine karşı açılır. Malın zilyedi asli veya feri zilyet olabilir.
Şimdiki feri zilyede dava açılırsa, feri zilyet davanın asli zilyede açılması gerektiğini ileri süremez, malı geri vermekten kaçınamaz. En doğrusu her iki zilyede karşı davayı açmaktır.
DAVALARIN KARŞILAŞTIRMASI
ZİLYETLİK DAVALARI
TAŞINIR DAVASI
1.   Hem taşınırların hem taşınmazların korunması söz konusudur.
1.   Sadece taşınırlar bakımından açılabilecek bir davadır.
2.   Sadece gasp ve saldırı durumunda açılabilir.
2.   Zilyetliğin irade dışında sona erdirilmiş olması yeterlidir. Gasp ve saldırı fiilinin olmasına gerek yoktur.
3.   Sadece zilyetliğe dayanır.
3.   Zilyetliğe bağlı üstün hak karinesine dayanır.
4.   2 ay ve 1 yıl gibi kısa hak düşürücü süreler vardır.
4.   Kötü niyetli zilyet bakımından süre yok, iyi niyetli zilyet bakımından 5 yıllık hak düşürücü süre vardır.
5.   Yargılamada sulh hukuk görevlidir.
5.   Yargılamada asliye hukuk görevlidir.
TAŞINIR DAVASI
İSTİHKAK DAVASI
1.   Sadece taşınırlar için açılabilir
1.   Hem taşınır hem taşınmazlar için açılabilir
2.   Dayanağı zilyetliğe bağlanan üstün hak karinesidir, dolayısıyla davacının o taşınırın bir dönem de olsa dolaylı veya dolaysız zilyedi olmuş olması gerekir.
2.   Ayni hakka dayanan bir davadır. Davacının ayni hak sahibi olması ve bunu kanıtlaması gerekiyor. Dolayısıyla sadece ayni hak iddia edenler açabilir.
3.   İyi niyetli zilyede karşı 5 yıllık hak düşürücü süre ile sınırlanmıştır.
3.   Ayni hakkı devam ettiği sürece her zaman açılabilir.
4.   Davayı ayni hak iddia etmeyen zilyet de açabilir.
4.   Davayı ayni hak iddia edenler açabilir.
3.   Karinelere dayanarak ayni hak kazanma
TMK m. 763’e göre,  bir taşınırın zilyetliğini iyi niyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hallerde o şeyin maliki olur.
TMK m. 989’a göre,  malın çalınmış, kaybedilmiş veya başka bir şekilde irade dışı elden çıkmış olduğu durumlarda iyi niyetli üçüncü kişilerin edinimleri korunmaz.
TMK m. 990’da ise,  para ve hamiline yazılı senetler bakımından TMK m. 989’a istisna getirilmiştir.
a.   Emin sıfatıyla zilyetten ayni hak kazanma
TMK m. 988’e göre,  bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyi niyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarrufta bulunma yetkisi yoksa bile korunur.
Şartları:
Eğer bu 5 koşul bir arada gerçekleşir ise iyi niyetli üçüncü kişi korunur.
1)  Ayni hakkın emin sıfatıyla zilyetten kazanılmış olması (iradeye dayalı olmalı)
Burada irade dışı elden çıkmış malın aksine, malikin iradesiyle bırakılmış malsöz konusudur. Saklama, kira, ödünç, rehin, müşterek zilyetlikte malı elinde bulunduran vs gereği mala zilyet olan feri zilyetler de emin sıfatıyla zilyet sayılırlar. Zilyet yardımcısı emin sıfatıyla zilyet değildir.
Emin sıfatıyla zilyetlikten söz edilebilmesi için iradeye dayanan geçerli bir teslim olması yeterlidir, altında yatan işlemin geçerli olup olmaması önemli değildir.
Her biri, bir önceki zilyedin iradesiyle zilyet olan kişileri emin sıfatıyla zilyet saymak gerekir.
Örneğin A bisikleti B’ye ödünç vermiş, B de tamir için C’ye bırakmışsa C emin sıfatıyla zilyettir.
Örneğin B bisikleti A’dan çalmış ve tamir için C’ye bırakmışsa C emin sıfatıyla zilyet olmaz.
Örneğin temizlemeye verilen ceketin cebinde cüzdan unutulursa temizleyici emin sıfatıyla zilyet olmaz.
Örneğin malikin malı teslim ederken ayırt etme gücü yoksa emin sıfatıyla zilyetlik kabul edilmez.
2)  Ayni hakkı kazananın üçüncü kişi olması
Emin sıfatıyla zilyetten bu taşınırı edinen kişi cüz-i halef niteliğinde olmalıdır. Külli halefler üçüncü kişi sayılmayacakları için bu yolla ayni hak kazanamazlar.
Örneğin A, B’ye saatini ödünç verdi. B, C’ye montu sattı. Diğer koşullar da varsa C, ayni hak kazanır.
Örneğin A, B’ye saatini ödünç verdi. B, yolda TIR çarptı öldü. B’nin yasal mirasçıları saatin maliki olamaz.
3)  Üçüncü kişinin bir ayni hak kazanması
Üçüncü kişi emin sıfatıyla zilyetten bir ayni hak kazanmış olmalıdır, kişisel hak kazanılmış olması malın malikine karşı etkili olmaz.
4)  Üçüncü kişinin ayni hakkı iyi niyetle kazanmış olması
Üçüncü kişinin edinimi ancak iyi niyetli ise korunur.
Örneğin A, B’ye malını ödünç verdi. B, iyi niyetli C’ye malı sattı. C, mülkiyeti kazanır. D, B’nin tasarruf yetkisi olmadığını biliyor ve malı C’den satın alıyor. Kötü niyetli D’nin kazanımı yine de korunur. A, D’ye karşı TBK m. 49 uyarınca tazminat davası açabilir ve aynen tazmin yoluyla malın geri verilmesini sağlayabilir.
5)  Üçüncü kişinin ediniminde tasarruf yetkisi dışında diğer geçerlilik unsurlarının olması
Emin sıfatıyla zilyetten ayni hakkın kazanılmasında, iyi niyet sadece tasarruf yetkisinin yokluğunu giderir. Bu sebeplediğer geçerlilik unsurlarının da mevcut olması gerekir.
İyi niyetin hukuki sonuçları
ÖrneğinA, B’ye malını kiraya verdi. B, iyi niyetli C’ye malı sattı ve teslim etti. C, mülkiyeti kazanır. Mülkiyet hakkı sona eren A, C’ye karşı taşınır veya istihkak davası açamaz.
ÖrneğinA, B’ye malını rehin verdi. B, C’ye malı emanet bıraktı. C, iyi niyetli Ü’ye malı sattı ve teslim etti. Ü, mülkiyeti rehin hakkından arınmış olarak kazanır. A’nın mülkiyet hakkı sona ve B’nin rehin hakkı sona erer.
ÖrneğinK, A’dan kiraladığı malı iyi niyetli C’ye rehin verirse, A mülkiyet hakkını kaybetmez, fakat mülkiyet hakkı rehinle sınırlanmış olur. Yani A rehnin paraya çevrilmesine katlanmak zorunda kalır.
ÖrneğinT, A’nın malı üzerinde intifa hakkına sahiptir ve K’ya kiraya verir. K kiraladığı malı iyi niyetli Ü’ye rehin verirse, artık T intifa hakkına dayanarak Ü’den malı geri isteyemez. T intifa hakkını ancak Ü’nün rehin hakkından sonra kullanabilir, rehin paraya çevrilirse katlanmak zorunda kalır.
Ayni hakkı kaybeden kişi, emin sıfatıyla zilyetten sözleşmeye, haksız fiile veya sebepsiz zenginleşmeye dayanarak tazminat isteyebilir.
b.  Kesin koruma
Para ve hamiline senetler için iyi niyet daha geniş ölçüde korunmuştur. Kesin koruma vardır. İlk koşul hariç son 4 koşul varsa taşınır davası açılamaz.
c.   Kısmi koruma
Açık artırmadan, pazardan vb eşya satanlardan alınan eşyalar bakımından, iyi niyetle hareket edenlere karşı taşınır davası ancak ödenen bedelin geri verilmesi şartıyla açılabilir. Davacı bedeli ödemezse, davalı mülkiyeti kazanır. Kısmi koruma vardır.

TAŞINMAZLARDA HAK KARİNESİ

Taşınmazlarda hak karinesi olma işlevini zilyetlik değil, tapu tescili yerine getirir.
Tapuya kayıtlı taşınmazlardahak karinesi ve dava açma yetkisi tapu kaydında hak sahibi olarak kayıtlı olan kimseye aittir. Gerçek hak sahibi olsa bile tapu kaydında hak sahibi olarak kayıtlı olmayan kimse hak karinesinden yararlanamaz.
Tapu kaydında hak sahibi olarak kayıtlı olan kimseye sicil zilyedi denir.
Tapu kaydında hak sahibi olarak kayıtlı olmayan ancak zilyet olan kimse, gasp ve saldırıya karşı kuvvet kullanabilirler, zilyetliği koruyan davaları da açabilirler.
Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlardahiç kimse hak karinesinden yararlanamaz. Hakkın varlığını kanıtlayan kimsenin hakkı korunur. Kanıtlayamasa da zilyet olan kimse, gasp ve saldırıya karşı açılan davalarla ve idari yoldan zilyetliğinin korunmasını sağlayabilir. Malik mülkiyet hakkını ispat ederse taşınmaza yapılan el atmaları önleyebilir.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir