İçeriğe geç

Avrupa Birliğinde Malların Serbest Dolaşımı

I. MALLARIN SERBEST DOLAŞIMI

  • Malların serbest dolaşımı dediğimizde, buna ilişkin olarak Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkındaki Antlaşma’da ( ABİHA ) özel düzenlemeler yer almaktadır.
  • Malların serbest dolaşımı kapsamında dikkatimizi çeken ilk düzenleme gümrük vergileri ve bu gümrük vergilerine eş etkili vergilerin diğer adıyla harçların kaldırılmasıdır. Bu sayede mallar özgürce AB içerisinde dolaşabilir.
  • Bu kapsamda denilmiştir ki birlik üye devletler arasında ithalat ve ihracatta gümrük vergilerinin ve bunlara eş etkili vergilerin ( Eş etkili vergi: İsmi gümrük vergisi olmamasına ve başka isimle anılmasına ve alınmasına rağmen gümrük vergisiyle aynı etkideki ve benzer nitelikteki vergidir. ) tamamını yasaklamıştır.
  • Malların serbest dolaşımında dikkatimizi çeken bir diğer nokta sadece dolaşıma giren malın üye devletlerde üretilmiş olması gerekmemesidir.
  • Bunu bir örnekle açıklayacak olursak, bir mal Almanya’da üretiliyor. Almanya’da üretilen mal herhangi bir gümrük vergisine ve eş etkili vergiye tabi olmaksızın Fransa’ya girebiliyor. Aynı şey, Fransa’ya usulüne göre girmiş bir Tunus malı için de geçerlidir. Fransa’ya usulüne göre gelmiş bir Tunus malı Fransa’dan Almanya’ya geçerken yine herhangi bir gümrük vergisine ve eş etkili vergiye tabi olmaksızın içeri girebiliyor.
  • Dolayısıyla aslında 3.ülkelere ilişkin malların da serbest dolaşımı kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Ama doğrudan doğruya değil, yani AB ülkelerinden herhangi birine girerken gümrük vergisi ve eş etkili vergi alınır, bundan sonra diğer AB ülkelerine geçerken o vergi alınmaz.
  • Alınan gümrük vergisi ve eş etkili vergi alan devlete değil doğrudan doğruya AB’nin kasasına intikal eder.
  • Gümrük vergisinin tespitinde bir sorun olmamakla birlikte eş etkili verginin ne olduğu ( kapsamı ) konusunda üye devletler arasında anlaşmazlık ve uyuşmazlık yaşanmıştır. Yaşanan bu anlaşmazlıklar ve uyuşmazlıklar Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın ( ABAD ) önüne gelmiştir.
  • ABAD’ da bu hususta eş etkili vergi kavramının muğlak olduğunu belirtmekle birlikte eş etkili vergi konusunda bir tanım yapmıştır. Bu tanım aynen şöyledir:
  • Herhangi bir devletin yararına tahsil edilmediklerinde, ayrımcı veya koruyucu olmadıklarında ve vergilenen ürün yurt içinde imal edilen bir ürün ile rekabet etmediğinde bile ne kadar küçük olursa olsun, adı ve yöntemi ne olursa olsun sınırdan geçmeleri nedeniyle yurt içi veya yabancı mallar üzerine tek taraflı olarak konulan mali ödenti eş etkili vergidir.
  • Burada dikkat edilmesi gereken yegâne husus sınırdan geçmesi nedeniyle gümrük vergisi dışında üzerinden herhangi bir para talep ediliyor olup olmadığıdır.
  • Bu tanım ile eş etkili vergiyi olabildiğince geniş yorumlamıştır bu sayede üye devletlerin başka isimlerle vergi alımını engellemektedir.
  • Başka bir durum, yine ABİHA ’da düzenlenmiştir. Bu da iç vergileri yasaklamaktadır.
  • İçeriye girmiş herhangi bir mal, başka bir isim altında vergilendirilmeye tabi tutulabilir. İşte AB bunu da yasaklamaktadır. İlgili düzenleme de şöyle denilmektedir:
  • Bir mal, içeriye girdikten sonra hiçbir şekilde iç vergilendirilmeye tabi tutulamaz.
  • Bu iç vergilendirilmeden kastedilen şudur: Fransa’dan gelen otomobil ile Almanya’nın kendisinin ürettiği otomobil arasında içeriye girdikten sonra herhangi bir şekilde vergi alınmaya çalışılırsa bunun yasak olduğunu belirtiyor.
  • Peki, bu yasak nasıl bir yasaktır?
  • Şöyle ki, kendi içerisinde ikiye ayrılır:
    -> Doğrudan ayrımcı vergiler
    -> Dolaylı ayrımcı vergiler
  • Doğrudan ayrımcı vergilerde, yabancı mal yerli mal karşısında açık bir şekilde dezavantajlı konuma düşürülür.
  • Örneğin içeride üretilen mala herhangi bir vergi koyulmaksızın dışarıdan gelen bir mal iç vergilendirilmeye tabi tutulur.
  • Dolaylı ayrımcı vergilerde ise, yabancı mal ile yerli mal arasında herhangi bir ayırım gözetilmediği şeklinde bir görüntü oluşturulur. Ancak hükmün esası ayrımcılığa dayanır.
  • Örneğin 1600 motor gücüne sahip bir araçlardan 3.000 TL vergi alınmasını 1400 motor gücüne sahip araçlardan ise vergi alınmamasını öngören bir hükmü ele alalım. Burada yerli yabancı ayrımı gözetmediği için herhangi bir ayrım yok gibi gözükmektedir. Ancak detaylı bir incelemeye tabi tutulduğunda Almanya’da 1600 motor gücüne sahip aracın üretilmediği anlaşılmaktadır.
  • Bu iki yasaktan sonra gelen 3.yasak ise miktar kısıtlamaları ve miktar kısıtlamalarına eş etkili tedbirler de yasaktır.
  • Miktar kısıtlaması genellikle kota anlamına gelir. Miktar kısıtlaması yasağından kastedilen herhangi bir kotanın getirilemeyeceğidir.
  • ABİHA.m.34-35 miktar kısıtlaması ve miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirlerden bahseder.
  • Miktar kısıtlamasına eş etkili tedbir de muğlak bir tabirdir ve yine bu kavrama bir tanım getiren organ ABAD ’dır.
  • DASSONVİLLE kararında ABAD şöyle bir tanımlama yapmıştır:
  • Üye devletler tarafından uygulanan ve topluluk içi ticareti doğrudan veya dolaylı hâlihazırda veya potansiyel olarak etkilemeye uygun tüm ticari kurallar miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirdir.
  • ABAD ’ın miktar kısıtlamasına eş etkili tedbiri bu kadar geniş yorumlaması birtakım problemleri de beraberinde getirmiştir çünkü bazı ticari kurallar gerçekten sadece ayrımcılık yapmak amacıyla değil, pazarı korumak, kendi ekonomisini korumak veya arkeolojik sanatsal değerleri korumak amacıyla da getirilmiş olabilir.
  • Peki, ABAD miktar kısıtlamasına eş etkili tedbiri neden bu kadar geniş yorumlamıştır?
    ( 1974 – DASSONVILLE KARARI )
  • ABAD iç pazarı kurulmasını sağlamak adına bu kadar geniş yorumlamıştır.
  • Bu kadar geniş yorumlamasına rağmen yine de miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirden kastedilen anlaşılamamaktadır.
  • Aslında miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirden kastedilen, üye devletlerin bazen yabancı ürünler ile yerli ürünler arasında fark yaratacak birtakım ticari kurallar getirmesidir.
  • Örneğin DAIKIN marka klimaların Fransa’ya girebilmesi için ön koşul olarak bu klimaların acente kurması gerektiği söyleniyor.
  • Şimdi burada AB’nde iç pazar mantığı ile yorumlarsak bu uygulama miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirdir. Bu uygulamayı kendi ülkesinde bulunan mallar için ön koşul olarak getirse dahi iç malın dış mala nazaran bu kuralı yerine getirmesi daha kolaydır.
  • Veyahut yedek parça hizmetini de ön koşul olarak öne sürmesi buna örnek gösterilebilir.
  • Özel ödeme koşulları öngörmesi de buna örnek gösterilebilir.
  • Miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirler de kendi içerisinde ikiye ayrılır:
    -> Doğrudan ayrımcı tedbirler
    -> Dolaylı ayrımcı tedbirler
  • Doğrudan ayrımcı tedbirler, vergi hususunda söylendiği gibi bakıldığı zaman yerli ve yabancı ürüne ilişkin getirilen kural arasında net bir fark olup dışarıdan getirilen mal dezavantajlı konuma girmiş ise buna doğrudan ayrımcı tedbirler denir.
  • Eğer ilk anda bakıldığında, iki ürün arasında herhangi bir fark yaratmayacak ticari bir kural gibi görünüp ama aslında dışarından gelen malı dezavantajlı konuma düşürüyor ise buna da dolaylı ayrımcı tedbirler denir.
  • Doğrudan ayrımcı tedbirlerin tespitinde herhangi bir sorun yoktur.
  • Dolaylı ayrımcı tedbirlerin tespitinde ise temel kıstas şudur, getirilen kural hem yerli ürüne hem de yabancı ürüne getirilmiştir ancak klima örneğinde olduğu gibi bu kural yerli ürüne kıyasla yabancı ürün için daha büyük bir külfet teşkil etmesi halinde dolaylı ayrımcı tedbirler söz konusudur.
  • Ancak söylemiş olduğumuz bu yasağa ilişkin olarak ABİHA ’da öngörülmüş bir istisna düzenlemesi vardır. ( ABİHA.m.36 )
  • Az önce söylenilen yasağa ilişkin hükümler eğer kamu ahlakı, kamu düzeni, kamu güvenliği, kişi ve hayvan sağlığının korunması veya bitkiler, sanat, tarih ve arkeolojik değerler olan ulusal servetlerin veya ticari ve sınai mülkiyetin korunması amacıyla getirilmiş bir düzenleme ise yasak sayılmaz.
  • Bu hüküm tahdidi bir hükümdür.
  • Tahdidi: Sınırlı sayıda, sayımı yapılmış ve genişletilemez
  • Tadadi: Yoruma açık ve genişletilebilir
  • Bu hükmün doğrultusunda uyuşmazlık halinde kuralı getiren üye devlet m.36’daki sebeplerden herhangi biri veya birilerini gerekçe göstererek kuralı getirdiğini ve getirdiği kural ve korumak istediği menfaatin orantılı olduğunu ispat etmek zorundadır.
  • Buna örnek olarak, iki hayat kadınının Belçika’da yaşamak istemesinin ele alındığı davada Belçika, kamu ahlakı nedeniyle bu iki hayat kadınının ülkeye girişine izin vermemiş ancak bu yasağın divana taşınması üzerine divan bu yasağı koyamayacağını, çünkü Belçika’da da devletin izin verdiği hayat kadınlarının çalıştığı evler olması nedeniyle bu yasağın orantılı olmadığını belirtmiştir.
  • Daha önce de belirtildiği üzere bizim için en önemli kurum ABAD ’dır; çünkü malların serbest dolaşımı kapsamında getirilen yasakların kapsamı muğlaktır.
  • İlgili maddelerden de mahiyeti anlaşılmadığı için bunların mahiyeti üye devletler arasında çıkan uyuşmazlık sonucunda oluşan davada ABAD’ın verdiği karara göre onun yorumlamasına bakılarak netlik kazanmaktadır.
  • Şimdi bu minvalde divanın bu konulara olan yaklaşımını inceleyelim:
  • Gümrük vergisinden ne anlaşılması gerektiği hususunda uyuşmazlık yoktur ancak gümrük vergisine eş etkili vergi denildiği zaman ne anlaşılması gerektiği muğlaktır.
  • Gümrük vergisine eş etkili vergiden ne anlaşılması gerektiği Statiscal Levy Davası’nda açıklanmıştır.
  • Herhangi bir devletin yararına tahsil edilmediklerinde, ayrımcı veya koruyucu olmadıklarında ve vergilenen ürün yurt içinde imal edilen bir ürün ile rekabet etmediğinde bile ne kadar küçük olursa olsun, adı ve yöntemi ne olursa olsun dışarıdan gelen malı sadece sınırdan geçmeleri nedeniyle yurt içi veya yabancı mallar üzerine tek taraflı olarak konulan mali ödenti eş etkili vergidir.
  • Bu tanımda dikkatimizi çekmesi gereken iki husus vardır:
    -> Adı ve yöntemi ne olursa olsun
    -> Sınırdan geçmesi nedeniyle tek taraflı alınan mali ödenti
  • Bu noktada “sınır” kavramından ne anlaşılması gerektiği tartışma konusu olmuştur.
  • Bir kesim demektedir ki burada sınır kavramından kastedilen ulusal sınırlardır, diğer kesim ise bölgesel sınırların da yasağa dâhil olduğunu söylemektedir.
  • Şimdi bu hususu ve malların serbest dolaşımına ilişkin diğer yasaklar hususunda divanın önüne gelen davaları ve divanın bu husustaki tutumunu inceleyelim.
  • Örnek Dava 1: Almanya’dan Fransa’nın deniz aşırı bölgesi olan Réunion ’a ithal edilen bir ürün var ve Almanya’dan bu bölgeye gelen mallardan rıhtıma geldikleri anda rıhtım ücreti tahsil edilmiştir ama o bölgede üretilen mallardan bu ücret alınmamıştır. Bu husus, gümrük vergisine eş etkili vergi olduğu gerekçesiyle divanın önüne gelmiştir.
  • Karar: İlgili hükümde “sınır” kavramının bölgesel ve ulusal olduğuna dair bir ibare yoktur ve “sınır” kavramından anlaşılması gereken hem bölgesel sınır, hem de ulusal sınırdır.
  • Örnek Dava 2: Belçika ülkesine giren elmaslardan vergi almaktadır. Belçika hükümeti bu vergiyi kendi yararına almadıklarını, vergiyi almasının sebebi olarak da elmas sektöründe çalışan işçilerin sosyal güvenliklerini artırmak istediklerini açıklamıştır.
  • Karar: İlgili hükümde herhangi bir devletin yararına tahsil edilmediklerinde bile ve ayrımcı veya koruyucu olmasa bile sınırdan geçmesi sebebiyle mallar üzerine konulan tek taraflı ödenti eş etkili vergidir denilmektedir.
  • Örnek Dava 3: Gingerbread Davası: Bu ekmek hem Lüksemburg’da hem de Belçika’da üretilmekte, tüketilmekte ve aynı zamanda yurt dışından ithal de edilmektedir. Bu ekmeğin mayasında kullanılan maya çok özel bir maya ve o mayadan vergi tahsil edilmektedir. Belçika ve Lüksemburg dışarıdan getirilen bu ekmeklere vergi koymuştur ve sebebini şöyle açıklamıştır: “ Ben bu ekmeğin mayasından zaten vergi almaktayım. Dışarıdan gelen ekmek hazır olduğu için bu sebeple vergi alamamaktayım. Dolayısıyla fiyatlarını eşitlemek zorundayım”.
  • Karar: İlgili hükümde “vergilenen ürün yurt içinde imal edilen bir ürün ile rekabet etmediğinde bile sınırdan geçmesi sebebiyle alınan tek taraflı olarak alınan tek taraflı mali ödenti gümrük vergisine eş etkili vergidir” denilerek bu verginin alınmasını engellemiştir.
  • Şimdi de iç vergilerin kaldırılmasından bahsedelim.
  • İç vergilendirme hususunda ilgili maddede şöyle bir tanım yapılmaktadır: “Hiçbir üye devlet, diğer üye devletlerin ürünlerine, niteliği ne olursa olsun, benzer yerli ürünlere doğrudan veya dolaylı olarak uygulananlardan daha yüksek iç vergileri uygulayamaz”.
  • Madde metnine baktığımız zaman aslında kafamızı karıştıran üç nokta bulunmaktadır:
    -> Benzer yerli ürün

-> Doğrudan uygulama
-> Dolaylı uygulama

  • Benzer yerli ürün ile kastedilen nedir? Bir ürünün benzeri içerik olarak birbirinin aynı olan mıdır, yoksa kullanım açısından birbirini ikame eden midir? Şimdi bu hususta divana gelen davaları inceleyelim.
  • Örnek Dava 4: AB Komisyonu, Danimarka aleyhine dava açmıştır. Bu davanın konusu şudur: “Danimarka
    üzümden imal edilen şaraplardan iç vergi almaktadır ama meyveden imal edilen şaraplardan daha az iç vergi almaktadır”.
  • Karar: Danimarka’nın yapmış olduğu vergilendirme, iç vergilendirmeye aykırıdır. Çünkü üzüm şarabı ve meyve şarabı benzer ürün kategorisindedir.
  • Tüketici açısından birbiri yerine ikame edilebilen ve hatta rekabet edebilen iki ürün benzer üründür.
  • Örnek Dava 5: Tobacco Davası: AB Komisyonu, Fransa aleyhine dava açmıştır. Bu davanın konusu şudur:
    “Fransa sigaralar arasında yoğun tütünlü ve hafif tütünlü diye bir ayırım yapmaktadır ve yoğun tütünlü sigaralardan hafif tütünlü sigaralara göre daha az iç vergi almaktadır.
  • Karar: Bu ürünler benzer ürünlerdir ve bu sebeple bu ürünler arasında bu tür bir iç vergilendirme yapılamaz.
  • Örnek Dava 6: Johnnie Walker Davası: Danimarka’nın viskiye uyguladığı iç vergi ile meyve şarabına uyguladığı iç vergi arasında uçurum bir fark bulunmaktadır. Viskiden çok yüksek oranda iç vergi alırken meyve şaraplarından çok düşük miktarda iç vergi almaktadır. Detaylı bakıldığında viskinin Danimarka’ya
    dışarıdan geldiği, viskinin ise içeride üretildiği gözlemlenmektedir.
  • Karar: Viski ve meyve şarabı benzer ürün değildir. Biri meyveden üretilmekte iken, diğeri arpa veya buğday veya tahıldan üretilmektedir. Biri damıtma ile üretilirken diğeri mayalanma ile üretilmektedir. Tat ve alkol oranı açısından da farklıdır. Bu ikisi benzer ürün olmadığı için benzer ürünlere ilişkin iç vergilendirme
    yasağına tabi tutulamaz.
  • Bu hususun dışında doğrudan ayırımcı iç vergilendirme söz konusudur. Şimdi bu hususlara ilişkin olarak divanın önüne gelen davaları inceleyelim.
  • Örnek Dava 7: Almanya ithal edilen süt tozuna iç vergi koymaktadır ancak ülke sınırları içerisinde imal edilen süt tozuna herhangi bir iç vergi koymamaktadır.
  • Karar: Doğrudan ayrımcı bir uygulamadır ve yasaktır.
  • Örnek Dava 8: Farz edelim ki, Almanya hem dışarıdan gelen süt tozundan hem de ülke sınırları içerisinde üretilen süt tozundan iç vergi alsın. Dışarıdan gelen süt tozundan tedrici ( katmanlı ) vergi alsın, ama ülke sınırları dâhilinde üretilen süt tozundan meblağa ( matraha ) göre vergi alsın.
  • Karar: Verginin alınması dışında verginin hesaplanması hususunda uygulanan sistem farklılıkları da iç vergi hususunda doğrudan ayırımcı uygulamadır ve bu bağlamda yasaktır.
  • Örnek Dava 9: İrlandalı üreticilerin iç vergilerini ödemesi için 24 ay süre tanıyan İrlanda hükümeti aynı iç vergiyi ödemesi için dışarıdan gelen ürüne 12 ay süre tanımıştır.
  • Karar: Verginin alınması ve verginin hesaplanması dışında ödeme süresinin tayin edilmesi hususunda uygulanan sistem farklılıkları da iç vergi hususunda doğrudan ayırımcı uygulamadır ve bu bağlamda yasaktır.
  • Bu hususun dışında dolaylı ayırımcı iç vergilendirme söz konusudur. Şimdi bu hususlara ilişkin olarak divanın
    önüne gelen davaları inceleyelim.
  • Örnek Dava 10: Fransa 1600 motor gücü ve bunun altındaki arabalara 1100 frank; 1600 motorun üzerindeki araçlara ise 1100 frank iç verginin yanında 5000 frank özel bir iç vergi koyuyor. Detaylı incelendiğinde Fransa’da 1600 motor gücünün üzerindeki aracın neredeyse hiç üretilmediği gözlemleniyor.
  • Karar: Dolaylı ayırımcı bir iç vergilendirmedir ve ilgili kural iç vergilendirme yasağına tabidir.
  • Örnek Dava 11: Tobacco Davası’nda detaylı inceleme yapıldığında anlaşılıyor ki Fransa, hafif tütünlü sigaraları dışarıdan ithal etmektedir. Fransa’da üretilen sigaraların hepsi yoğun tütünlü sigaralardır.
  • Karar: Bu bağlamda aynı zamanda dolaylı ayrımcı bir iç vergilendirmedir ve bu sebeple iç vergilendirme yasağına ilişkin kurala tabidir.
  • Şimdi de miktar kısıtlamaları ve miktar kısıtlamalarına eş etkili tedbirden bahsedelim.
  • Miktar kısıtlamasının ( kota ) mahiyeti hususunda herhangi bir uyuşmazlık yok iken miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirin ne olduğu hususu tartışılmış, divan bunu DASSONVILLE kararında yorumlamış ve fakat çok geniş yorumlamıştır.
  • Şimdi bu yorumda geçen ifadelerin mahiyetinden bahsedelim.
  • Miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirin açıklandığı davayı inceleyelim.
  • Örnek Dava 12: Dassonville Davası: İskoç bir viski firması Fransa’da pazar oluşturmak istemiştir. Bu sebeple viskiyi Fransa’ya, diğer devletlere sattığından çok daha ucuza satmıştır. Belçikalı ithalatçılar bunu öğrenmişler ve viskiyi doğrudan İskoç firmasından almak yerine Fransa’dan almaya başlamışlar. Bunu

öğrenen Belçika hükümeti bundan sonra ülkeye viski sokulurken menşei belgesini ( üretim belgesi ) talep
eden bir hüküm getirmiştir.

  • Karar: Bu uygulama ticareti zorlaştırıcı bir hükümdür ve bu bağlamda eş etkili tedbir yasağına tabidir.
  • Üye devletler tarafından uygulanan ve topluluk içi ticareti doğrudan veya dolaylı hâlihazırda veya potansiyel
    olarak etkilemeye uygun tüm ticari kurallar miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirdir.
  • Madde metnine baktığımız zaman dikkatimizi çeken bir husus var:
    -> Ticari kurallar
  • Miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirde yasak olan husus ticari kurallardır. Bunlar ne olabilir?
  • Divan önüne gelen davalar ile ticari kuralların ( menşe belgesi vb. ) ne olduğunu açıklamaya çalışmıştır.
  • Şimdi bu davaları inceleyelim.
  • Örnek Dava 13: Buy Irish Davası: Bu davada hikâye şundan ibarettir: “ İrlanda yerli malların satışına ilişkin bizdeki yerli malı haftasına benzer bir kampanya başlatmıştır. Hatta bu kampanyayı başlatan İrlanda hükümeti değil hükümet tarafından öngörülen bir kurumdur, o kurum tarafından organize edilmiştir. Denilmiştir ki: “ Bu kampanya çerçevesinde kimse yabancı ürün almayacak, herkes yerli ürün alacak “.
  • Karar: Getirilen bu ticari kural yerli ürün ile yabancı ürün arasında ticareti engelleyecek bir özelliğe sahiptir ve 34 ve 35.maddeler kapsamında eş etkili tedbir yasağına tabidir.
  • Örnek Dava 14: Danimarka’nın sadece binde üçünü oluşturan bir bölge var ve bu bölgede öngörülen bir ulusal ticari kural var. Bu kural divanın önüne gelmiştir.
  • Karar: Getirilen ticari kuralın, o kuralın getirildiği tüm ülkede uygulanması gerekmez. Belli bir bölgeye tabi olarak uygulanan ancak ticareti engelleyen tüm ticari kurallar 34 ve 35.maddelere aykırıdır. Bunun bir diğer sebep olarak ilgili hükümde geçen “potansiyel” kavramının bu minvalde değerlendirilmesidir.
  • Şimdi de miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirde doğrudan ayırımcı ticari kuralları inceleyelim.
  • Örnek Dava 15: Irish Souvenir Davası: İrlanda yurt dışından gelen hediyelik eşyalara mutlaka üzerine yabancıdır ibaresinin konulmasını ve bunun görünür bir yerde olmasını istemiştir.
  • Karar: Bu ticari kural ile üreticiye hem etiketlemek suretiyle üretimde ekstra yük getirilmiştir, hem de alıcıya yabancı mal üzerinde olumsuz bir imaj oluşturarak alımını engellemeye sebebiyet verilmiştir. Doğrudan ayırımcı bir ticari kuraldır ve bu kapsamda 34 ve 35.maddelere aykırıdır.
  • Örnek Dava 16: Almanya ithal edilen vermut içkisine ilişkin minimum alkol oranı belirlemiştir. Denilmiştir ki: “ Bundan sonra Almanya’ya gelecek olan vermut içkilerinde %10 oranında alkol olacaktır, daha yüksek olursa içeriye giremez”.
  • Karar: Doğrudan ayırımcı bir ticari kuraldır ve 34 ve 35.maddeler kapsamında yasaktır.
  • Örnek Dava 17: İngiltere, ithal belgeler üzerine menşe belgesini gösteren yazılar yazılmasına karar vermiştir.
  • Karar: Doğrudan ayırımcı bir ticari kuraldır ve 34 ve 35.maddeler kapsamında yasaktır.
  • Şimdi de miktar kısıtlamasına eş etkili tedbirde dolaylı ayırımcı ticari kuralları inceleyelim.
  • Örnek Dava 18: Belçika demiştir ki: “ Benim vatandaşım alışveriş yaparken margarin ve tereyağını hep karıştırıyor. O yüzden bundan sonra margarinler küp küp paketlenecek ve satılacaktır”.
  • Karar: Bu ticari kural ile yerli üretici ile yabancı üretici arasında ticareti engelleyici bir kural öngördüğü için dolaylı ayrımcı bir ticari kuraldır ve bu kapsamda 34 ve 35.maddeler kapsamında yasaktır.
  • Örnek Dava 19: Edam Fransa’da peynirler için kullanılan çok ünlü bir kelimedir. Fransa şöyle bir düzenleme getirmiştir: “ Bundan sonra Edam kelimesini içinde %40 süt olmayan peynirler kullanamaz”.
  • Karar: Bu ticari kural ile yerli üretici ile yabancı üretici arasında ticareti engelleyici bir kural öngördüğü için dolaylı ayırımcı bir ticari kuraldır ve bu kapsamda 34 ve 35.maddeler kapsamında yasaktır.
  • Şimdi de miktar kısıtlaması ve miktar kısıtlamasına eş etkili tedbire ilişkin istisna hükmü inceleyelim.
  • Az önce söylenilen yasağa ilişkin hükümler eğer kamu ahlakı, kamu düzeni, kamu güvenliği, kişi ve hayvan sağlığının korunması veya bitkiler, sanat, tarih ve arkeolojik değerler olan ulusal servetlerin veya ticari ve
    sınai mülkiyetin korunması amacıyla getirilmiş bir düzenleme ise yasak sayılmaz.
  • Şimdi de bu istisna hükme ilişkin divan önüne gelen davaları ve divan kararlarını inceleyelim.
  • Örnek Dava 20: Henn – Darby Davası: Bu davada İngiltere, Hollanda’dan gelen müstehcen dergilerin kendi
    kamu ahlakına ters düştüğü için ülkeye girişini yasaklamıştır.
  • Karar: Benzer dergilerin İngiltere’de de basılması sebebiyle 36.maddede yer alan ve iddia edilen kamu ahlakı
    ilkesi bağlamında orantılılık olmadığı için getirilen yasak 34 ve 35.maddelere aykırılık teşkil eder.
  • Örnek Dava 21: İngiltere yürürlükten kalkan gümüş madeni paraların ülkeden çıkarılarak eritilmesinin kamu
    düzenine aykırı olduğunu iddia etmiştir. Çünkü kullanılmayan bu gümüş paraların ticareti yapılıyor.
  • Karar: Divan “para basma hakkının” korunması için İngiltere’nin bu talebini haklı bulmuştur.
  • Örnek Dava 22: İrlanda petrol satıcılarına şöyle bir koşul getirmiştir: “ İstediğiniz yerden petrol ithalatı
    yapabilirsiniz ama alacağınız petrol miktarının %30’unu benim tesisimden almak zorundasınız. Çünkü petrol
    ve petrol satışı bir ülkenin en önemli kazanç kaynaklarından bir tanesidir ve hayati önem taşımaktadır. O
    yüzden benim rafinerimin ürünlerinin satılması için zorunlu olarak bu kuralı getiriyorum. Aksi halde kendi
    üreticim benden petrol almaz ise petrol üretimim durur, benim petrol üretimimin durması da kamu güvenliğini
    olumsuz etkileyecektir”.
  • Karar: Divan bu gerekçeyi haklı bulmuştur.
  • Örnek Dava 23: İngiltere, kümes hayvanlarında yaygın bir hastalığın çıktığı bir dönemde (newcastle hastalığı)
    diyor ki: “ Ben bundan sonra bu hastalıktan etkilenen hayvanların etlerinin ve sütlerinin ülkeme girişini
    yasaklıyorum. İnsan sağlığının korunması adına ben bunu yapmak zorundayım. İrlanda ve Danimarka hariç
    diğer bütün ülkelerden kümes hayvanlarının ithalatını durduruyorum”.
  • Karar: Divan ilk başta bu gerekçeyi haklı bulmuştur ancak detaylı olarak incelediğinde İngiltere’nin amacının
    gittikçe artan, Fransa’dan kümes hayvanı ithalatını engellemek olduğunu fark etmiştir. Hatta İngiltere bu
    hastalık ortaya çıkmadan daha önce Fransa’ya birtakım koşullar sunmuş ve Fransa bu koşullara uyup
    kümesleri revize etmiştir. Bu sebeple bu talep reddedilmiştir.
  • Örnek Dava 24: Almanya şöyle bir düzenleme getirmiştir: “ Bundan sonra Almanya’da bira sadece arpadan
    yapılan bira ithal edilebilir ama arpa dışına herhangi bir üründen yapılan ( mısır, buğday, pirinç veya darı )
    biralar insan sağlığı açısından zararlı olduğu için Almanya’ya ithal edilemeyecektir”. Almanya bu yasağı
    getirmiş ama bu ürünlerin başka içeceklerde kullanılması açısından bir yasak getirilmemiştir.
  • Karar: Divan bu gerekçeyi reddetmiştir.
  • Divan artık bir yerde uyanıyor. Daha doğrusu uyandırılıyor.
  • Daha önce de bahsedildiği üzere Dassonville kararında çok geniş bir yorumlama göstermişti.
  • Bazen üye devletlerarasındaki ticari kurallardaki farklılık gerçekten mecbur olunduğu için de ortaya çıkabilir.
  • Çünkü her devletin kendi kurallarını belirleme yetkisi vardır.
  • Bir üye devlet ne zaman kendi kuralını bırakıp AB’nin kuralına uymak zorundadır?
  • Kural olarak bir alanda AB tarafından henüz el atılmamışsa ( düzenlenmemiş ise ) o alanda kural koyma
    yetkisi üye devlete aittir.
  • Ne zaman AB o alanda uyumlaştırma yaparsa o zaman üye devletler o alandaki kural koyma yetkisini
    kaybeder.
  • İşte divanın uyandırıldığı nokta burasıdır.
  • Bazen bu ticari kurallara ilişkin öyle alanlar var ki henüz herhangi bir uyumlaştırma yapılmamış ve
    dolayısıyla üye devlet diyor ki “ Dur, daha o alanda uyumlaştırma yapılmamış, dolayısıyla söz sahibi yani
    kanun koyucu benim. Sen hâlihazırda veya potansiyel olarak diyerek daha uyumlaştırma yapılmamış
    dolayısıyla senin tekelinde olmayan bir konuyu kendi tekelinde sayamazsın”.
  • Şimdi bizim için en önemli dava, AB ve iç pazar denilince en ünlü olan dava Cassis de Dijon Davası’dır.
  • Almanya ve Fransa arasındaki bir sorundan ortaya çıkmıştır.
  • Almanya demiştir ki: “ %25’in altında alkol içeren meyve likörleri benim ülkeme giremez”.
  • Sebep olarak da şunu söylemektedir: “ Alkol oranı az olursa insanlarda bağışıklık yapar, her gün daha fazla
    içmek isterler, ben insanlarımın sağlığını korumak zorundayım”.
  • Aynı zamanda %25’in altında alkol içermesi sahte ispirto ile sahte alkolün üretimini de kolaylaştırmaktadır.
  • Cassis de Dijon da %25’in altında alkol içermektedir ve Almanya’nın bu kararı sebebiyle ülkeye giremiyor.
  • Bunun üzerine Fransa, Almanya’nın öngördüğü bu yasağın antlaşmanın 34.maddesine aykırı olduğunu öne
    sürmüştür ve burada dolaylı bir ayrımcılık olduğunu iddia etmiştir.
  • Almanya savunma yaparken düşük alkol oranının alışkanlık yapacağını, tüketicileri daha fazla alkol
    tüketmeye yönelteceğini ve bu sebeple yasakladığını söyler.
  • İşin ilginç tarafı Almanya’da o dönemde serbestçe pazarlanan ve hafif alkol oranına sahip alkollü içkiler
    olduğu gibi alkolün çok yüksek oranda yer aldığı içecekler de mevcuttur.
  • Divan burada Almanya’nın amacına çok farklı şekilde ulaşabileceğini, malın içeriye girmesini engellemek
    yerine üstüne %25’in altında alkol bulunduğunu ve bağışıklık yaptığının yazılabileceğini ve buna rağmen
    tercih edilmesi halinde sorumluluk alanının dışına çıktığını, insan sağlığının korunması adına gerekeni
    yaptığını söyler. Dolayısıyla yasaklamanın doğru olmadığını söyler.
  • Dolayısıyla divan burada Fransa’yı haklı bulmuştur ama bir husus dikkatini çekmiştir.
  • Divan bu kararda demiştir ki: “ Aslında burada aynı kural yerli ve yabancı ürüne aynı şekilde uygulanmıştır,
    sadece üye devletlerin mevzuat farklılıkları nedeniyle piyasaya dahi giremiyor, dolayısıyla burada ayrımcılık
    aslında yoktur, sadece mevzuat farklılıkları vardır”.
  • Ve divan Cassis de Dijon Kararı ile bazen malların mevzuat farklılıklarından dolayı serbest dolaşıma
    giremediğini fark etmiştir.
  • Burada mal içeriye alınmadığı için dolaylı bir ayrımcılık yok, aslında ayırımcılık da yok; sadece mevzuat
    farklılıklarından kaynaklanan bir sebep var.
  • Divan burada şu hususu fark ediyor: Bazen bir mal sınırdan geçirilmemesi suretiyle de serbest dolaşıma engel
    olunabilir.
  • Divan burada şöyle bir taktik uygulamıştır:
  • Üye devletler divandan dolaylı ayırımcılık kararının çıkmasını bekliyor.
  • Divan ise bu kararda iki tane doktrin yaratıyor. Bu karar da uygulamıyor ( üye devletleri hazırlamak için ):
    -> Zorunlu ( Emredici ) Gereklilikler Doktrini
    -> Karşılıklı Tanıma Doktrini
  • Zorunlu gereklilikler için denilebilir ki; daha önceden de belirtildiği üzere m.36 istisna hükmü ama tahdidi.
  • Yani sınırlı sayıda ve bunların dışına çıkılamıyor.
  • Ama divan Cassis de Dijon ’da fark etti ki bazen mallar mevzuat farklılığından dahi pazara giremiyor.
  • Bu sebeple malların serbest dolaşımı engelleniyor.
  • İşte bu mevzuat farklılıklarından kaynaklanan durumlarda eğer üye devletler belli durumların varlığını ispatlar
    ise divan bunu kabul edeceğini belirtmiştir. Yani ürünün pazara girmesini ben de engelleyeceğim diyor.
    -> Tüketicinin Korunması
    -> Kamu Sağlığının Korunması
    -> Ticaret Engelleri
    -> Çevrenin Korunması
    -> Vb. ( tadadi hükümdür, artırılabilir )
  • Aynı m.36 kapsamında olduğu gibi bir istisna hükmü yaratılıyor ancak bunu divan yaratıyor.
  • Zorunlu gerekliliklerin uygulanabilmesi için orantılılık ve gereklilik ilkesine uygun olması gerekir.
  • Karşılıklı tanıma ile de aslında bir üye devletin kurallarına uygun olarak üretilip piyasasında satılan her mal
    başka bir üye devlette de satılır, o pazara girebilir diyerek mevzuat farklılıklarını aşmaya çalışıyor.
  • Ana kural karşılıklı tanıma doktrini, istisna hükmü ise zorunlu ( emredici ) gereklilikler doktrinidir.
  • Madde 36 kapsamındaki sınırlamalar miktar kısıtlamalarına eş etkili tedbirlerden doğrudan ayırımcı
    uygulamalara ilişkin iken, zorunlu gereklilikler ise sadece dolaylı ayırımcı uygulamalarda uygulanabilir.
  • Divanın bu iyiniyeti üye devletler tarafından had safhada kötüye kullanılıyor.
  • Üye devletler divan tarafından yaratılan zorunlu gereklilikler doktrinine sığınarak doğrudan ve dolaylı
    ayırımcı uygulamalar içerisine girmeyen ve mevzuat farklılığından doğan her ürün için zorunlu gerekliliklere
    dayanmaya çalışıyorlar.
  • Örnek Dava 25: Cassis davasını onaylayan ilk davada İtalyan yasalarına göre İtalya’da yalnızca şarabın
    fermantasyonundan elde edilen sirke satılıyor. Mutlaka şarabın fermantasyonundan elde edilecek. Bunun
    dışındaki sirke satışlarının ( elma, üzüm vb. ) hepsi yasaktır. Almanya’dan ithal edilen elma sirkelerinin
    satışını da bu yüzden yasaklamıştır. İtalya’nın buradaki gerekçesi ise tüketici hakları ve tüketici sağlığının
    korunmasıdır.
  • Karar: Konu divanın önüne gelince divan da Cassis de Dijon davasındaki ilkeleri uygulayarak diyor ki: “
    Burada İtalya’nın istediği amaç ve uygulamak istediği araç orantılılık ilkesine aykırıdır. Bunun yolu bu
    değildir. Üstüne yazı yazılması suretiyle tüketici bilinçlendirilebilir”.
  • Divanın zorunlu gereklilikler hususunda verdiği kararlara dikkat edecek olursak sosyal, kültürel ve hatta dilsel
    etkenleri de göz önüne aldığı görülmektedir.
  • Muğlak bir ifade olduğu için açıklanmaya muhtaçtır.
  • Örnek Dava 26: Cinetheque Davası: Fransız hukukuna göre Fransız filmleri gösterime başlandıktan en az 12
    ay sonra videokasetler halinde pazarlanabilmektedir. Bu da iki ülke arasında uyuşmazlığa sebep oluyor.
  • Karar: Divan sinema endüstrisi ve kültürel faaliyetlerin desteklenmesi adına Fransa’nın bu uygulamasını haklı
    bulmuştur ve zorunlu gereklilik diyerek istisna kapsamında kabul etmiştir.
  • Örnek Dava 27: Sunday Trading Davası: Pazar günü ticareti manasına gelmektedir. Burada da İngiltere’de
    Pazar günleri dükkânların açılması yasaktır ama yabancı bir markanın bir mağazası pazar günü işyerini açıyor.
    Bunun üzerine dava açılıyor.
  • Karar: Açılan davada divan bu uygulamayı zorunlu gereklilik olarak kabul ediyor ve İngiltere’nin sosyo –
    kültürel yapısının korunması açısından pazar günleri dükkânların kapalı olmasını haklı buluyor ve bu
    uygulamayı istisna kapsamında kabul ediyor.
  • Zorunlu gerekliliklere ilişkin davalarda divanın dolaylı ayırımcı uygulamalara ilişkin yeknesak bir yorum
    yapamadığı gözlenmektedir.
  • O yüzden her davayı olay ve şartlara göre yorumladığı ve bu sebeple tutarsız kaldığı kabul ediliyor.
  • Cassis de Dijon davasında ele aldığı iki doktrinin antlaşmalarda yer almaması sebebiyle divanın kanun koyucu
    gibi hareket ettiği yani aktivist bir tutum benimsediği yönünde üye devletler tarafından eleştiriler vardır.
  • Bunun yanı sıra diğer sorun divanın yaptığı açıklamalarda soyut kalması ulusal mahkemelerin divana
    başvurmadan karar vermesini engelliyor ve divanın iş yükünü artırıyor.
  • Şimdi yeni bir davadan ve bu davada divanın vermiş olduğu karardan bahsedelim.
  • Örnek Dava 28: Keck ve Mithouart Davası: Divanın önüne bir dava gelmiştir ve gelen davanın konusu şudur:
    “ Keck ve Mithouart adında iki kişinin büyük bir marketleri var. Bu markette satılan ve Almanya’dan ithal
    edilen bir şarapla birlikte bir kahve var. Keck ve Mithouart’ın sahip olduğu marketler “1 milyoncu” benzeri
    bir dükkân ve her şey pazar fiyatının çok daha altında satılıyor. Bunlar da özellikle bu kahveyi ve
    Almanya’dan ithal edilen şarabı piyasa fiyatının altında satıyorlar. Dükkânları da Fransa’da.
  • Fransız yasalarına göre pazar fiyatının altında satış yapmak yasaktır. Bu nedenle Fransız yetkililer bu hüküm
    nedeniyle Keck ve Mithouart ’a ceza kesiliyor.
  • Keck ve Mithouart da dava açıyorlar ve diyorlar ki: “Fransa’nın bize uyguladığı ceza haksız çünkü söz konusu
    bu yasa malların serbest dolaşımına engel teşkil etmektedir”.
  • Karar: Divan önce Dassonville Kararına bakıyor, diyor ki: “ Buradaki yorum çok geniş, her şey kapsama
    girebilir “.
  • Divan diyor ki: “Aslında ben Dassonville ’de çok geniş yorumladım. Aslında her şey Dassonville kapsamına
    dâhil olmamalı. Aslında her uygulama malların serbest dolaşımına engel değildir”.
  • Ardından Cassis de Dijon kararına bakıyor, diyor ki: “ Kural olarak bir üye devletin usulüne göre pazarlanıp
    satılan bir malın diğer üye devlette satılmasında sakınca yoktur ancak bu kural henüz uyumlaştırma
    yapılmamış alanlarda geçerlidir.
  • İşte topluluk düzeyinde uyumlaştırma yapılmamış bir alanda üye devletler malın şekline, ambalajına veya
    içeriğine ilişkin koşullar getirmek suretiyle malların serbest dolaşımına engel olabiliyorlar.
  • İşte Cassis de Dijon ile ben bu yasağı kaldırdım ancak zorunlu gereklilikleri de getirerek bazen gerçekten bir
    zorunluluktan kaynaklanan ve malın serbest dolaşımını engellemek amacı gütmeyen kuralları da gözetmek
    için getirdim”.
  • Divan Cassis de Dijon ile aslında Dassonville ‘de öngördüğü genişliği daha da genişletiyor.
  • Divan hem Dassonville hem de Cassis de Dijon kararını ele alıp mevcut soruna geldiğinde Fransa’nın getirmiş
    olduğu yasak için diyor ki: “Aslında ürünlerin satış koşullarını belirleyen kurallar etkili tedbir kapsamında
    değerlendirilemez yani 34 ve 35.maddelerin kapsamı dışındadır.”
  • Dikkat edilirse bu kural getirilen ürüne ilişkin herhangi bir kural öngörmüyor (üzerine menşe belgesi
    yapıştırmak vb.).
  • Sadece ürünün satış koşuluna ilişkin bir düzenleme getiriyor.
  • Divan ilk kez bu kararla Dassonville ’deki o geniş yorumundan uzaklaşmıştır ama bunu sadece belirli satış
    koşullarına ilişkin düzenlemeler için öngörmüştür.
  • Getirilen satış koşulu yerli ve yabancı ürün arasında ayırım gözetmeksizin uygulanıyor ise herkesi de aynı
    biçimde etkiliyor ise bu kural eş etkili tedbir değildir.
  • Divan satış koşullarına ilişkin ulusal düzenlemeleri eş etkili tedbirin dışında tutmuştur.
  • Bu durum birçok sıkıntıyı da beraberinde getirmiştir çünkü bu karardan sonra üye devletler her şeyi satış
    koşulunun içine sokmaya çalışmışlardır ki bu sayede eş etkili tedbir kapsamına dâhil edilmesin.
  • Divan da bununla alakalı olarak bir açıklama yapmak ihtiyacı duymuştur.
  • Demiştir ki: “ Bazı kurallar satış koşulu gibi görünebilir ancak ürünün piyasaya girişini spesifik ( yalnız bir
    türe özgü olan, özgül ) olarak engelleyen bir satış koşulu var ise bu koşul eş etkili tedbir kapsamına dâhildir.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir